[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Aralık 2008, Cilt 8, Sayı 4, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
HİPERTANSİYON VE YAŞAM KALİTESİ
HYPERTENSION AND QUALITY OF LIFE
Giriş
YAZARLAR:
1- Nurhan Özpancar, Öğretim Görevlisi, Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu
İş Tel: 02242942475
Cep Tel: 05053192429
e-posta: nozpancar@mynet.com
Adres: Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Görükle Kampüsü Görükle/BURSA

2- Hatice Fesci, Doç.Dr., Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
İş Tel: 03122023366
Cep Tel: 05053197802
e-posta: haticefesci@gazi.edu.tr
Adres: Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Etiler/ANKARA

EDİTÖRE SUNUM SAYFASI
Gönderilen makalenin kategorisi: Derleme Daha önce başka bir dergiye gönderilmemiştir.

ÖZET
Kronik hastalıklar, normal fizyolojik fonksiyonlarda yavaş ve ilerleyici bir sapmaya, geri dönüşümsüz değişikliklere neden olan, yaşamın uzun bir dönemini kapsayan, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektiren hastalıklardır. Son 20 yıl içinde yapılan epidemiyolojik çalışmalar hipertansiyonun yaygın ve üzerinde durulması gereken bir hastalık olduğunu göstermektedir. Hipertansiyon hemen hemen tüm dünya ülkelerinde oldukça sık görülen kronik bir hastalıktır, tüm dünyada 600 milyon hipertansiyonlu kişi vardır.

Günümüzde kronik hastalıkların giderek artması ve beklenen yaşam süresinin uzaması yaşam kalitesi kavramını ön plana çıkarmaktadır. Kronik hastalığa bağlı olarak fiziksel ve zihinsel sınırlılıklar, sakatlıklar bireyin bağımsızlığını azaltmakta, uzun süreli bakım gereksinimi, sağlığın algılanmasını ve sosyal etkinlikleri kısıtlamaktadır. Ayrıca kronik bir hastalığın olması, hastalıkla beraber yaşama süresini artırarak uyumu bozmakta, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Yaşamı destekleyen birçok teknolojik gelişmenin, yeni ilaçların, alternatif tedavi ve bakım yaklaşımlarının sağlık hizmetlerinde kullanılması sonucu yaşamı korumak, yaşam süresini uzatmak mümkün olurken, bu gelişmelerin yaşama olumlu ya da olumsuz etkilerinin kapsamlı olarak değerlendirilmesi gerekliliği daha fazla hissedilmeye başlanmıştır. Hipertansiyon tedavisinde de antihipertansif ilaç tedavisi ve yaşam tarzı (yaşam stili) değişiklikleri bireyin yaşam süresini uzatmakla birlikte yaşamında değişikliklere yol açmaktadır

Yaşam kalitesine yönelik yapılan çalışmalarda, yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörlerin hastalık süresi, tedavi tipi, hastalığa özel semptomların deneyim sıklığı, hastalığa uyum ve hastalığa ilişkin verilen eğitim olduğu belirtilmektedir. Tüm bu çalışmalarla da; hastayı rahatlatma, yardım etme, esenlik durumunu yükseltmeye yönelik, uygun hemşirelik bakımının verilmesi hedeflenmektedir. Yaşam biçiminin değiştirilmesi, düzenli ve kontrollü olduğu sürece hipertansiyon hastalarının yaşam kalitesinin yükselmesi sağlanabilir.

Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik, Yaşam Tarzı Değişikliği

ABSTRACT
Chronically diseases cause progressive and irreversible changes on normal physiologic functions. These diseases cover the long time period of life and require permanent medical care and therapy. The epidemiological studies in last two decades show that hypertension is endemic around the world and it needs more attention. Approximately 600 million people worldwide suffer from hypertension.

Due to increase in chronically diseases nowadays and prolonged life expectancy, quality of life concept become known. Chronically diseases cause physically and mental disability that declines dependency of the individual. These diseases require longtime care that limited the individual's health perception and social activities. Also, chronically disease reveals physical, psychological, social and economical problems. These problems reduce the quality of life.

It is possible to prolong the life span and to protect the health by using technological developments, new medications and alternative therapy and care in health services. As these developments effect the life favourable or unfavourable, it is supposed to evaluate the effects comprehensively. Hypertension medication including antihypertensive drugs and lifestyle modifications alter the lifetime besides prolong the life span.

The studies about quality of life find out the factors that affect the quality of life. These factors are period of a disease, treatment type, experiences of symptoms regarding illness, adjustment to illness and informing about the illness. These studies aimed to give nursing care to relax and to help the patient and care for health promotion. Regular and controlled lifestyle modification can advance quality of life of patient who suffer from hypertension.

Key Words: Hypertension, Quality of Life (QOL), Nursing, Lifestyle Modification

HİPERTANSİYON VE YAŞAM KALİTESİ
HYPERTENSION AND QUALITY OF LIFE

Kronik hastalıklar, normal fizyolojik fonksiyonlarda yavaş ve ilerleyici bir sapmaya, geri dönüşümsüz değişikliklere neden olan, yaşamın uzun bir dönemini kapsayan, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektiren hastalıklardır.1 Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, kronik hastalıklar içinde hipertansiyonun önemli bir yeri vardır. Hipertansiyon, tüm dünya ülkelerinde toplum sağlığını en çok tehdit eden hastalıkların başında gelmektedir. Son 20 yıl içinde yapılan epidemiyolojik çalışmalar hipertansiyonun yaygın ve üzerinde durulması gereken bir hastalık olduğunu göstermektedir.2

HİPERTANSİYON VE ÖNEMİ:

Hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıkların önlenebilir önemli bir nedenidir. Tedavi edilmezse koroner, serebral ve renal vasküler hastalıklar için majör risk faktörü olup yaşam süresini kısaltmaktadır.3,4,5 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelişmekte olan ülkelerde hipertansiyonun kardiyovasküler hastalıklara bağlı gelişen hastalık ve ölüm nedenlerinin başında geldiğini ve bütün ölümlerin %20-50'sini kapsayan kalp-damar hastalığı ölümlerinin temel nedenlerinden biri olduğunu belirtmektedir.2 Casiglia ve arkadaşlarının yaptığı araştırma sonucunda özellikle yaşlılarda kardiyovasküler mortalite için hipertansiyonun risk faktörü olduğu saptanmıştır.6

Ülkemizde hipertansiyon konusunda, Türk Kardiyoloji Derneği tarafından 1990-2000 yılları arasında yapılan, Türk Erişkinlerinde Koroner Risk Haritası ve Koroner Kalp Hastalığı (TEKHARF) çalışmasında önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır. TEKHARF çalışmasında 10 yıllık süreç içinde Türkiye genelinde, yaştan bağımsız olarak ortalama sistolik ve diastolik kan basıncının erkeklerde +4.4/+2.7 mmHg, kadınlarda +6.4/+4.2 mmHg yükseldiği belirlenmiştir. Kan basıncındaki bu artış erkeklerde 40, kadınlarda ise 50 yaşından sonra belirginleşmektedir. 2000 yılı verilerine göre yapılan tahminler, 10 yıl sonra ülkemizde hipertansiyonlu erkeklerin 2.4 milyon, kadınların ise 3.9 milyonu bulabileceğini ve hipertansiyon olgularının yılda yüzde 4.6 gibi yüksek ve korkutucu bir hızla arttığını göstermektedir.7

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği'nin 2003-2004 yılları arasında, Türkiye' de 7 bölge ve 26 ilde, 18 yaş üzeri 4910 kişi ile yaptıkları çalışma sonucuna göre 1800 kişide hipertansiyon saptanmış ve hipertansiyon prevalansı %31.8 olarak bildirilmiştir. Bu çalışma sonucunda, bireylerin %62'sinin ilk kez bu çalışma sırasında hipertansif olduğunu öğrendiği belirlenmiştir. Buna göre, ülke genelinde hipertansiyonu olan her 3 kişiden 2'sinin hipertansif olduğunun farkında olmadığı saptanmıştır.8

Hipertansiyon hemen hemen tüm dünya ülkelerinde oldukça sık görülen kronik bir hastalıktır, tüm dünyada 600 milyon hipertansiyonlu kişi vardır.9

Hipertansiyon prevalansı yaş ve cinsiyete göre incelendiğinde, kadınlarda daha fazla olduğu, yaş ilerledikçe arttığı görülmüştür. Gelişmiş ülkelerde, 65 yaş üzerindeki popülasyon toplam nüfusun %20'sini oluşturmaktadır. 65 yaş üzerinde hipertansiyon prevalansı %60 dolayındadır.10,11 Türkiye'de de hipertansiyon prevalansı, yaşa ve cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Türk toplumunda erişkin erkeklerin %30'unda, kadınların ise %35'inde hipertansiyon vardır.10 Kan basıncı ≥160/95 mmHg olarak alınırsa; Türkiye geneli %12.3, kan basıncı≥140/90 mmHg olarak alınırsa; Türkiye geneli: %33.7, erkeklerde %11, 50 yaş sonrası %28; kadınlarda %16.5, 50 yaş sonrası %40'dır.12 Araştırma sonuçları göstermiştir ki; hipertansiyon, ülkemiz ve dünyada görülme sıklığı ve komplikasyonları açısından önemli bir sağlık sorunudur.8,13

KRONİK HASTALIKLAR VE YAŞAM KALİTESİ:

Günümüzde kronik hastalıkların giderek artması ve beklenen yaşam süresinin uzaması yaşam kalitesi kavramını ön plana çıkarmaktadır. Kronik hastalığa bağlı olarak fiziksel ve zihinsel sınırlılıklar, sakatlıklar bireyin bağımsızlığını azaltmakta, uzun süreli bakım gereksinimi, sağlığın algılanmasını ve sosyal etkinlikleri kısıtlamaktadır. Ayrıca kronik bir hastalığın olması, hastalıkla beraber yaşama süresini artırarak uyumu bozmakta, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tüm bu değişiklikler nedeniyle de bireyin ve ailenin yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir.1,14,15,16,17

Yaşam kalitesi farklı bireylere hayatlarının farklı dönemlerinde farklı şeyler ifade etmektedir. Yaşlanma ile yaşam kalitesinde öncelik tanınan boyutlarda değişmektedir.18 Diğer taraftan kronik hastalıklar bireyin yaşamını hem olumsuz bir şekilde etkilemekte hem de bireye belli kurallara uyma ve belli bir yaşam tarzı geliştirme zorunluluğu getirmektedir.19 Kronik hastalıklarda tedavinin amacı; hastayı eski sağlığına kavuşturmak ya da iyileştirmek değil, bireyin hastalığına ve tedavi programına uyumunu ve işbirliğini sağlamaktır.20

Sağlık alanında yaşam kalitesi, hastanın fizyolojik fonksiyonlarını değerlendirmekten çok, hastanın algılamalarını ve hastalığın tedavisiyle ilgili yaşantılarını vurgular. Bu bağlamda sağlık hizmetlerinde yaşam kalitesi; bireyin içinde bulunduğu duruma emosyonel yanıtı, hastalığın bireyin sosyal, emosyonel, mesleki ve aile yaşantısı üzerindeki etkisi, kişisel iyilik hali, kişinin beklentileri ve gerçek durumu arasındaki karşılaştırmaları ve farkları, fiziksel, sosyal ve emosyonel fonksiyonların doyumu ve gereksinimlerini karşılamada bireysel yeterlilik olarak çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır.21 Kronik hastalıklar ve tedavisi, bireyin yaşam tarzında değişikliklere neden olduğu için bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir.22

Yaşamı destekleyen birçok teknolojik gelişmenin, yeni ilaçların, alternatif tedavi ve bakım yaklaşımlarının sağlık hizmetlerinde kullanılması sonucu yaşamı korumak, yaşam süresini uzatmak mümkün olurken, bu gelişmelerin yaşama olumlu ya da olumsuz etkilerinin kapsamlı olarak değerlendirilmesi gerekliliği daha fazla hissedilmeye başlanmıştır.23 Hipertansiyon tedavisinde de antihipertansif ilaç tedavisi ve yaşam tarzı (yaşam stili) değişiklikleri bireyin yaşam süresini uzatmakla birlikte yaşamında değişikliklere yol açmaktadır.24 Yaşam kalitesi çalışmaları hastanın problemlerinin belirlenmesinde, tedavi önceliklerinin saptanmasında, girişimlerin yönlendirilmesinde, hastalık sürecinin izlenmesinde yarar sağlamaktadır.14

Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi ölçümleri bireylerin kendilerini nasıl hissettiklerini, günlük yaşam aktivitelerini nasıl yaptıklarını, hastalık durumu ve hastalığın tedavisinden nasıl etkilendiklerini, bireyin bakış açısıyla değerlendirme olanağı vermektedir.22

HİPERTANSİYON VE YAŞAM KALİTESİ:

Hipertansiyon hastalarının genellikle zaman içinde günlük yaşam aktiviteleri etkilenmekte ve bu durum günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlamalara neden olmaktadır. Ayrıca hipertansif birey kronik bir hastalığa sahip olma psikolojisi yaşamakta ve yaşam tarzında değişiklik yapmakta zorlanmaktadır.25 Tüm bu değişiklikler nedeniyle de bireyin ve ailenin yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir.1 Hipertansiyon başlangıçta sessiz seyrine rağmen, ileri evrelerde kişilerin yaşam kalitesini bozmakta ve yaşam süresini kısaltmaktadır. Williams'ın yaptığı araştırmada, hipertansif hastalarda diyet, egzersiz vb. gibi yaşam tarzı değişikliği ve tıbbi tedavinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir.26

Bakoğlu ve arkadaşlarının yaptığı çalışma sonucunda genel olarak hipertansiyonlu hastaların öz-bakım gücü puan ortalaması orta düzeyde çıkmıştır. Öz-bakım gücünün orta düzeyde olması yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.20 Hunt'ın yaptığı bir çalışmada, antihipertansif ilaç kullanan hipertansiyonlu hastaların yaşam kalitesinin etkilendiği sonucuna varılmıştır.27 Tsai ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada ise hipertansiyonun ve antihipertansif tedavinin yan etkilerinin yaşam kalitesi ile doğrudan ilişkili olduğu saptanmıştır.28 Li ve Lee'nin yaptığı bir çalışmada ise kronik hastalığa sahip bireylerin yaşam kalitesi düşük çıkmıştır.29 Schlenk ve arkadaşlarının yaptığı bir diğer çalışmada ise bazı kronik hastalıklarda yaşam kalitesi ölçülmüş ve kronik hastalıkların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirtilmiştir.17 Lalonde ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada hipertansiyonlu kalp hastalarında fiziksel sağlık, hipertansiyonu olmayan kalp hastalarına göre daha düşük çıkmıştır.30 Lalonde ve arkadaşlarının yaptığı bir diğer çalışmada ise, hipertansiyon ve dislipidemi olan koroner kalp hastalarında yaşam kalitesi düşük bulunmuştur.31 Arnold ve arkadaşları ise, 57 yaş ve üzerindeki farklı kronik hastalıklara sahip yaşlı bireylerde yaşam kalitesini ölçmüş ve kronik hastalığa sahip yaşlı bireylerde fiziksel, sosyal ve psikolojik fonksiyonların daha yetersiz olduğu sonucuna varmışlardır.19

HEMŞİRENİN ROLÜ:

Hipertansif bireyin yaşam tarzı ile ilgili değişikliklerin bilinmesi ve uygulanmasının sağlanması hem farmakolojik tedavinin kullanımını azaltacak hem de komplikasyonların önlenmesine yardımcı olacaktır.32 Sağlık bakımı verenler ve hastalar tarafından yapılan yaşam kalitesi değerlendirmeleri birbirinden çok farklıdır. Klinik çalışmalarda genellikle hastalık semptomlarına odaklanılmış ve tıbbi sonuçlar değerlendirilmiştir. Ancak hastaların yaşamlarının yalnızca tıbbi sonuçlarla değerlendirilmesi yeterli değildir. Hastalar, hastalık semptomları ile tıbbi sonuçlardan çok bu semptom ve sonuçların yaşamlarını nasıl etkilediği ile ilgilenmektedirler.14 Bu konuda hemşireye hastaya en yakın sağlık elemanı olarak önemli görevler düşmektedir. Hipertansiyon hastasının bakımında hemşirenin amacı, yan etkisiz ve az maliyetle kan basıncını düşürme ve kontrol altında tutma üzerine odaklanmalıdır. Bu amaca ulaşmak için hemşire, hastanın ilaçları önerildiği gibi kullanması, önerilen yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirmesi ve hastalığın sürecini izleme, ilaçların ya da hastalığın komplikasyonlarının değerlendirilmesi için düzenli sağlık kontrollerine gelmesi konusunda hasta ve ailesini desteklemeli ve gerekli eğitimi vermelidir.33

Kronik hastalıklar içinde yer alan hipertansiyonun tedavisi çok uzun bir süreyi kapsar. Bireyin ortaya çıkan bu durumla baş edebilmesi için, uyumu kolaylaştırmada yeni duruma yönelik eğitimi çok önemlidir.33

Bireylerin sağlıklı yaşam biçimi değişiklikleri konusunda bilgilendirme ve bireysel yaşam üzerinde pozitif etki sağlamanın gerekliliği günümüzde hemşirelere önemli sorumluluklar getirmektedir. Davranış değiştirerek yaşam biçiminde belirgin değişiklikler yapmayı hiç düşünmemiş bireyler, hastalığın gelecekte ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerine dikkat çekilerek yönlendirilebilirler.33 Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının geliştirilmesi, sürdürülmesi uzun süreli destek ve danışmanlığı gerektirir. Davranışsal değişikliklerin yaşama geçirilerek kalıcı olabilmesi için uzun süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle hipertansiyonlu hastalara hemşireler tarafından verilen eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde süreklilik sağlanmalıdır.34

SONUÇ:

Yaşam kalitesine yönelik yapılan çalışmalarda, yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörlerin hastalık süresi, tedavi tipi, hastalığa özel semptomların deneyim sıklığı, hastalığa uyum ve hastalığa ilişkin verilen eğitim olduğu belirtilmektedir.14 Tüm bu çalışmalarla da; hastayı rahatlatma, yardım etme, esenlik durumunu yükseltmeye yönelik, uygun hemşirelik bakımının verilmesi hedeflenmektedir.35

Yaşam biçiminin değiştirilmesi, düzenli ve kontrollü olduğu sürece hipertansiyon hastalarının yaşam kalitesinin yükselmesi sağlanabilir.28

KAYNAKLAR
1-Akdemir N, Birol L. Kronik Hastalıklar Ve Hemşirelik Bakımı. İç Hastalıkları Ve Hemşirelik Bakımı. 2. Baskı. Ankara: Sistem Ofset; 2005. p.193-99.

2-Frohlich D.E, Cooke P.J. Hipertansif Ve Vasküler Hastalıklarda Tedavi. 1.Baskı. London: Bilimsel Teknik Yayınları Çeviri Vakfı. Mosby Year Book; 1998. p.1-48.

3-Gök H. Klinik Kardiyoloji. 2. Baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitapevleri Ltd.Şti.; 2002 p. 619-59. 4-Kaplan N.M. Management of hypertensive patients with multiple cardiovascular risk factors. American Journal Of Hypertension 2001;14:221-24.

5-Vas L.E, Oren A, Uiterwaal C, Gorissen W.H.M, Diederick E, Grobbee Bots M.L. Adolescent blood pressure and blood pressure tracking into young adulthood are related to subclinical atherosclerosis: The atherosclerosis risk in young adults (Arya) study. American Journal Of Hypertension 2003;16:549-55.

6-Casiglia E, Mazza A, Tikhonoff V, Scarpa R, Guglielmi F, Pessina A. Arterial hypertension and mortality in the elderly. American Journal Of Hypertension 2002;15(11):958-66.

7-Onat A, Yazıcı M, Eryonucu B, Uyarel Y. TEKHARF 2002 yılı taramasının ölüm ve koroner olaylara ilişkin sonuçları. Türk Kardiyoloji Derneği Araştırması 2002;30(11): 60-5.

8-Altun B, Arıcı M, Nergizoğlu G, Derici Ü, Karatan O, Turgan Ç “et al” Prevalence, awareness, treatment and control of hypertension in Turkey. (The Patent Study)İn 2003. Journal Of Hypertension 2005;23(10):1817-23.

9-Önder M.R. Hipertansiyon tedavisi; Genel yaklaşım. Türkiye Klinikleri Kardiyoloji Dergisi 2000;13(5):354-56.

10-Candan İ, Oral D. Kardiyoloji. 1.Baskı. Ankara: Antıp A.Ş.; 2002. p.275-96.

11-Özerkan F. Yaşlılarda hipertansiyon. Türkiye Klinikleri Kardiyoloji Dergisi 2000; 13(5):395-97.

12-Erol Ç. Hipertansiyon ve tedavisi. MN Kardiyoloji Dergisi Eki 1995;2(1):3-10.

13-Kostis J.B. From hypertension to heart failure: update on the management of systolic and diastolic dysfunction. American Journal Of Hypertension 2003;16:18-22.

14-Eski S, Fesci H. Miyokard enfarktüsü geçiren bireylerin yaşam kalitelerinin belirlenmesi. Hemar-G Hemşirelikte Araştırma Dergisi 2002;l4(1):15-28.

15-Fesci H, Eski S. Koroner arter hastalığı olan bireylerde yaşam kalitesi ve hemşirelik. MN Kardiyoloji Dergisi 2002;9(5):370-73.

16-Rijken M, Kerkhof M.V, Dekker J, Schellevis G.İ. Comorbidity of chronic diseases. Quality Of Life Research 2005;14:45-55.

17-Schlenk E.A, Erlen J.A, Jacob-Dunbar J, Mcdowell J, Engberg S, Sereika S.M, “et al”. Health-Related quality of life in chronic disorders a comparison across studies using The Mos SF-36. Quality Of Life Research 1998;7:57-65.

18-Arslan Ş, KutsalG.Y. Geriatride yaşam kalitesinin değerlendirimi. Turkish Journal Of Geriatrics 1999;2(4):173–78.

19-Arnold R, Ranchor A.V, Sanderman R, Kepmen G.I.J.M, Ormel J, Suurmeijer T.P.B.M. The relative contribution of domains of quality of life to overall quality of life for different chronic diseases. Quality Of Life Research 2004;13(5):883–97.

20-Bakoğlu E, Yetkin, A. Hipertansiyonlu hastaların özbakım gücünün değerlendirilmesi. Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2000;4(1):41-49.

21-Mollaoğlu M, Durna Z, Eşkazan E. Epilepsili hastaların yaşam kalitesinin QOLİE-89 (Epilepside Yaşam Kalitesi Ölçeği) ile değerlendirilmesi. Epilepsi Dergisi 2001;7(3):73-80.

22-Başalan F, Özer M. Yaşam doyumu ve yaşam kalitesi kavramlarına bir bakış. Hemşirelik Forumu Dergisi 2003;6(4):24-26.

23-Durademir A, Kronik kalp yetmezlikli hastaların yaşam kaliteleri ve özbakım davranışları. Yoğun Bakım Hemşireleri Dergisi 1999;3:16-20.

24-Soydan İ. Hipertansiyon tedavisinde yaşam biçimi değişiklikleri. Türkiye Klinikleri Kardiyoloji Dergisi 2000;13(5):357-59.

25-Beilin L.J, Puddey I.B, Burke V. Lifestyle and hypertension. American Journal Of Hypertension 1999;12(9):934-45.

26-Williams G.H. assessing patient wellness; new perspectives on quality of life and compliance. American Journal Of Hypertension 1998;11:186-91.

27-Hunt S.M. Quality of life claims in trials of anti-hypertensive therapy. Quality Of Life Research 1997;6:185-91.

28-Tsai J.C, Yang H.Y, Hans Wang W.H, Hsieh M.H , Chan P. The beneficial effect of regular endurance exercise training on blood pressure and quality of life in patients with hypertension. Clinical & Experimental Hypertension 2004;26(3):255-66.

29-Li T.C, Lee Y.D, Lin C.C, Amidon R.L. Quality of life primary caregivers of elderly with cerebrovascular disease or diabetes hospitalized for acute care: Assessment of well- being and functioning using the SF-36 health questionnaire. Quality Of Life Research 2004;13:1081-88.

30-Lalonde L, O'connor A, Joseph L, Grover S.A. And The Canadian Collaborative Cardiac Assesment Group. Health-Related quality of life in cardiac patients with dyslipidemia and hypertension. Quality Of Life Research 2004;13(4):793-804.

31-Lalonde L, Clarke A.E, Joseph L, Mackenzie T, Grover, S.A. And The Canadian Collaborative Cardiac Assesment Group. Comparing the psychometric properties of preference-based and nonpreference-based health-related quality of life in coronary heart disease. Quality Of Life Research 1999;8:399-409.

32-Ovayolu N, Parlar S, Karakaş S. Diyabet ve hipertansiyonlu hastalarda erken tedavi ve hemşirelik eğitiminin önemi. Hemşirelik Forumu Dergisi 2003;6(4):19-23.

33-Bengtson A., Drevenhorn E. The nurse's role and skills in hypertension care: a review. The Journal For Advanced Nursing Practice 2003;17(5):260-68.

34-Durna Z, Yürügen B. Hipertansif kadınların hastalığa uyumunu etkileyen faktörler. Hemşirelik Bülteni 1990;4(16):99-107.

35-Pınar R. Sağlık araştırmalarında yaşam kalitesi kavramı. Sendrom Dergisi 1996;8(10):109-14.

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir