[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Aralık 2008, Cilt 8, Sayı 4, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA TÜRKİYE'DE EĞİTİM BİLİMLERİNİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
Today and the Future of Educational Sciences in Turkey in Terms of Globalization
Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza ERDEM
Pamukkale Üniversitesi, Eğitim Fakültesi
Giriş
E-mail: arerdem@pau.edu.tr

Öz
Amaç. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki eğitim bilimlerinin bugünü ve geleceğini küreselleşme bağlamında ele alarak çıkarımlarda bulunmaktır.

Kullanılan kaynaklar. Çalışmada yerli ve yabancı literatür taraması yapılmıştır. Tarama sonucunda elde edilen bilgilerin analizi ve sentezi yapılmıştır.

Sonuçlar. Küreselleşme, eğitim bilimleri için olumlu ve olumsuz etkileriyle, sunduğu fırsatlar ve yarattığı tehditlerle devam eden ve devam edecek olan bir süreçtir. Küreselleşmenin eğitim bilimleri ve eğitim bilimcileri açısından bugün ve gelecekteki gereklerini Türk eğitim bilimi kilit karar vericileri ve Türk eğitim bilimcilerinin çok iyi analiz etmeleri gerekmektedir.

Anahtar kelimeler. Küreselleşme, Türkiye'de eğitim bilimleri

Abstract
Aim: The purpose of this study is to investigate today and the future of educational sciences in Turkey in terms of globalization, and to draw some conclusions.

Resources: Literature review has been carried out among the resources both in and outside the country. As a result, the data gathered have been analyzed and synthesized.

Results: Globalization is an ongoing process with both positive and negative influences on educational sciences, and its opportunities and threats. The top decision makers of Turkish educational sciences and the Turkish educational scientists have to carefully analyze the requirements of globalization today and in the future in terms of educational sciences and educational scientists.

Key Words: Globalization, Educational Sciences in Turkey.

GİRİŞ
Ülkemizde eğitim bilimlerinin “öğretmen yetiştirme” de öğretmene verilen “formasyon eğitimi” çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Ülkemizde öğretmen yetiştirme 16.03. 1948 de kurulan “Darulmuallimin” e kadar uzanmaktadır. Fakat eğitim bilimlerinin bilim dalı olarak ele alınması ve gelişmesi ise oldukça yenidir. 1964 yılında kurulan “Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi” eğitim bilimlerinin bir bilim dalı olarak ele alınması açısından bir dönüm noktasıdır. 1982 yılında öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının üniversitelere bağlanmasıyla eğitim fakültelerinde “eğitim bilimleri bölümü” kurulmaya başlanmıştır. Eğitim fakültelerinde “eğitim bilimleri bölümü” nün kurulması eğitim bilimlerinin gelişimini hızlandırması açısından büyük önem taşımaktadır.

Türkiye'de eğitim bilimleri, bilim dalları olarak yeni olmasına rağmen, bugün itibarıyla önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bugün ülkemizde eğitim bilimlerinin gelişimini etkileyen en önemli faktörlerden biri “küreselleşme” dir. Türkiye'de küreselleşme bağlamında eğitim bilimlerinin bugünü ve geleceğini irdeleyebilmek için önce “küreselleşme” üzerinde durmak gerekmektedir.

Küreselleşme
20. yy. yılın en büyük değişikliklerinden biri dünyanın küreselleşmesidir. “Küreselleşme” kavramı oldukça yenidir. İlk olarak 1960'larda ortaya çıkan küreselleşme kavramı, 1980'lerde ise sıkça kullanılmaya başlanmıştır. 1990'lara gelindiğinde de, bilim adamları tarafından öneminin kabul edilip, tartışıldığı anahtar bir sözcük haline gelmiştir. Küreselleşme ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel olmak üzere değişik açılardan tanımlanmaktadır. Küreselleşmeyle ilgili tanımlar birbirleriyle uyuşmamaktadır. Bir açıdan küreselleşme; dünya milletlerinin ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşması, dünyanın küçülmesi ve dünyanın tek bir mekân olarak algılanma bilincinin doğmasıdır. Diğer bir açıdan küreselleşme, kapitalizmin dünya ölçeğinde yaygınlaşması, tüm dünyanın pazar haline getirilme çabası, sermaye sahiplerinin dünya egemenliğini kurmasının bir yoludur [3], [4], [13], [10], [6], [5], [7], [12]. Küreselleşme aynı zamanda, modern bilimin ve yeni teknolojilerin bir sonucu olarak da yorumlanmaktadır. Küreselleşme ekonomik güce dayalı tek yönlü bir olgu olmayıp siyasi, kültürel, teknolojik ve ekonomik olmak üzere dört boyutu vardır. Küreselleşmenin dört boyutundan toplumdaki tüm sistemler etkilenmektedir [8], [11]. Küreselleşmeyle birlikte bölgesel işbirlikleri ve projeler de hız kazanmıştır. Bölgesel işbirlikleri ve projeler, ekonomi başta olmak üzere tüm toplumsal kurumlarda değişmelere neden olmuştur [3], [2]. Bu değişimden toplumu oluşturan bireylerin de etkilenmemesi mümkün değildir.

Küreselleşen günümüz dünyası hızla değişmekte ve değişen koşullar beraberinde birçok yenilikleri getirmektedir. Ulusal ve uluslararası değişme ve gelişmeler, tüm bireyleri ve kurumları etkilemektedir. 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren ivme kazanan dünyadaki siyasi, toplumsal, ekonomik ve teknolojik değişmeler, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da artarak devam etmektedir. Bilişim teknolojisinin ucuzlaması ve giderek yaygınlaşması mesafe ve sınır kavramlarını ortadan kaldırmıştır. Küreselleşen dünyada üretilen bilgi tüm kullanıcılar arasında paylaşılmaktadır. Paylaşma ortamları hızla basılı kâğıt materyallerden manyetik ortamlara doğru kaymaktadır. Manyetik ortamlardaki bilgilere erişim de bilgisayar ve bilgisayar ağları (özellikle Internet) yardımıyla olmaktadır.

KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA TÜRKİYE'DE EĞİTİM BİLİMLERİNİN BUGÜNÜ
Devam eden küreselleşme süreci, toplumdaki tüm kurumları etkilemiştir. Küreselleşmenin etkilediği toplumsal kurumlardan biri de eğitimdir. Eğitimin itici gücü olan “eğitim bilimleri” de küreselleşmeyle birlikte önemli değişimlere uğramıştır. Bu değişimde küreselleşmenin baş aktörü olan “bilişim teknolojisi” nin etkisi çok büyüktür. Türkiye'de küreselleşmenin etkisiyle “eğitim bilimlerinin” bugünü hakkında şunları söyleyebiliriz:

1) “Eğitim bilimleri bölümü” sayısının artması. Ülkemizde öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının 1982 yılından itibaren YÖK'e devredilmesiyle birlikte “eğitim bilimleri” nin eğitim fakültelerinde kurulması hızlanmıştır. Böylece öğretmen yetiştirmede “eğitim bilimleri bölümü” önemli bir rol üstlenmeye başlamıştır. Bunda, dünyada eğitim bilimleriyle ilgili gelişmeler ve bu gelişmelerin Türkiye'ye etkisinin rolü çok büyük olmuştur.

2) Eğitim bilimleri bölümünün yeniden yapılandırılması. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı ve Dünya Bankası ortaklığıyla gerçekleştirilen “Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Projesi” çerçevesinde 4 Kasım 1997 tarihli kararıyla, Eğitim Fakültelerinde “yeniden yapılanmaya” gidilmiştir [14]. Bu yapılanma çerçevesinde eğitim bilimleri alanındaki “Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Eğitim Planlaması ve Ekonomisi”, “Eğitim Programları ve Öğretimi”, “Halk Eğitimi”, “Ölçme ve Değerlendirme” lisans programları kapatılarak, lisansüstüne kaydırılmıştır. Bu birçok olumlu / olumsuz tartışmayı da beraberinde getirmiştir.

3) Eğitim bilimleri bölümünün akredite edilmesi. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı ve Dünya Bankası ortaklığıyla gerçekleştirilen “Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Projesi” çerçevesinde 1998 yılında Eğitim Fakülteleri “uluslar arası standartlar” da dikkate alınarak kaliteyi geliştirmek amacıyla akredite edilmiştir [1], [9]. Eğitim fakültelerinin “akreditasyonu”, eğitim fakültesinin diğer bölümler gibi “eğitim bilimleri bölümü” nü de kapsamıştır. Akreditasyon, 1997 yılında eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması çerçevesinde yapılan ve beraberinde olumlu / olumsuz yönde tartışmaları da beraberinde getiren önemli değişikliklerden birisidir.

4) Yurt dışında lisansüstü öğrenim gören eğitim bilimci sayısında önemli artış olması. Eğitim bilimlerinde çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum, değer, becerileri kazanması için yurt dışına lisansüstü eğitim görmek üzere gönderilen eğitim bilimcilerin sayısında 1990 yılından sonra kayda değer gelişmeler olmuştur. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından eğitim bilimciler lisansüstü eğitim görmek üzere yurt dışına gönderilmişlerdir. Yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilen eğitim bilimciler 2000 yılından sonra Türkiye'ye dönmeye başlamışlardır.

5) İnternet ortamında eğitim bilimleriyle ilgili dökümanlara ulaşabilme kolaylığının olması. İnternet kullanımının Türkiye'de yaygınlaşmasıyla birlikte internette eğitim bilimleriyle ilgili “doküman” lara ulaşmak artık kolaylaşmıştır. Özellikle üniversite kütüphanelerinin eğitim bilimleriyle ilgili sanal olarak ulaşılabilecek kaynakların, veri tabanlarının sayısını artırması, eğitim bilimcilerin araştırmalarda, yayınlarda kullanmak üzere gereksinim duyduğu bilgilere ulaşmasını kolaylaştırmıştır.

6) Eğitim bilimleriyle ilgili “online dergiler” in yayın hayatına başlaması. Küreselleşmenin en önemli faktörü olan bilişim teknolojisinin, özellikle bilgisayar ağlarından internetin yaygınlık kazanmasıyla birlikte ülkemizde de eğitim bilimleriyle ilgili “online dergiler” yayın hayatına başlamıştır. Eğitim bilimleriyle ilgili “online dergiler” in sayısı az olmakla birlikte gelecek açısından umut vaat etmektedir.

7) Eğitim bilimcilerin mesleki gelişimine katkıda bulunacak uluslar arası projelere Türkiye'nin daha çok sayıda ve etkin bir biçimde katılmaya başlaması. Küreselleşmenin etkisiyle bölgesel ve uluslar arası işbirliği çerçevesinde yürütülen projeler büyük önem kazanmıştır. Türkiye, Avrupa Birliği eğitim ve gençlik programlarına 2002 yılından itibaren katılmıştır. AB Socrates programı çerçevesinde yürütülen Erasmus projesiyle yükseköğretimde görev yapan öğretim elemanlarının değişimi gerçekleştirilmektedir. Bu değişim çerçevesinde Türk üniversitelerinde görev yapan eğitim bilimci akademisyenler AB ülkelerine en az 1 hafta olmak üzere meslektaşlarıyla etkileşimde bulunmak üzere gidebilmektedir. Bu durum, eğitim bilimci akademisyenlerin kendilerini geliştirebilmeleri açısından önemli bir açılımdır.

8) Eğitim bilimi bulgularının “ticari bir meta” haline gelmesi. Ülkemizde öğretmenlerin istihdamı için MEB' nın ÖSYM'ye yaptırdığı Kamu Personeli Seçme Sınavıyla (KPSS) birlikte eğitim bilimleri önem kazanmıştır. Öğretmenler için yapılan KPSS sınavında önemli bir ağırlığa sahip olan “Eğitim Bilimleri Soruları” ticari açıdan bu sınava hazırlık sektörünü oluşturmuştur. Özellikle dershaneler KPSS de eğitim bilimleri soruları için öğretmen adaylarını sınava hazırlamada eğitim fakültelerindeki “eğitim bilimleri bölümü” nün yerini alma çabası içerisindedirler. Bu süreçte dershanelerde öğretmen adaylarını “eğitim bilimleri soruları” için sınava hazırlayanlar eğitim fakültelerinin eğitim bilimleri bölümünden gelen akademisyenler olabildiği gibi, eğitim bilimleri konusunda akademik bir eğitimi olmayanlar da olabilmektedir. Ayrıca KPSS de yer alan “eğitim bilimleri soruları” için öğretmen adaylarını sınava hazırlamak amacıyla çıkarılan “yayınlar” da ticari olarak önemli bir paya sahiptir. Bu yayınlara baktığımızda nitelikten çok “ticari” kaygının ön planda olduğunu görmekteyiz.

KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA TÜRKİYE'DE EĞİTİM BİLİMLERİNİN GELECEĞİ
Türkiye eğitim bilimleri açısından geldiği nokta itibarıyla daha henüz başlangıç aşamasındadır. Fakat gelinen nokta gelecek açısından da umut vaat etmektedir. Türkiye'de küreselleşmenin etkisiyle “eğitim bilimlerinin” geleceği hakkında şunları söyleyebiliriz:

1) Eğitim bilimlerinin ve bulgularının önemi artacaktır. Türkiye'de önümüzdeki yıllarda eğitim bilimlerinin ve bulgularının önemi, küreselleşmenin etkisiyle daha net olarak ortaya çıkacaktır. Bunun sonucunda özellikle öğretmen yetiştirmede eğitim bilimlerinin rolü ve önemi daha iyi ortaya çıkacaktır. Böylece eğitim fakültelerindeki eğitim bilimleri bölümü kritik öneme sahip bir bölüm haline gelecektir.

2) Eğitim bilimlerindeki bilim dalları gelişme konusunda birbiriyle daha çok hem işbirliği hem de yarışma halinde olacaktır. Eğitim bilimleri alanındaki “Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Eğitim Planlaması ve Ekonomisi”, “Eğitim Programları ve Öğretimi”, “Halk Eğitimi”, “Ölçme ve Değerlendirme”, “Psikolojik danışma ve Rehberlik” bilim dalları, dünya standartlarına ulaşma ve Türk/dünya literatürüne katkı yapma açısından birbirleriyle rekabet halinde olacaklardır. Bu rekabet beraberinde eğitim bilimlerinde, Türkiye ve dünya ölçeğinde nicelik ve nitelik açısından önemli açılımlar ve katkılar sağlayacaktır.

3) Eğitim bilimleriyle ilgili ulusal “online veri tabanları” nın sayısı ve önemi artacaktır. Küreselleşmenin etkisiyle Türkiye'de eğitim bilimleriyle ilgili yeni yeni ulusal “online veri tabanları” devreye girecektir. Eğitim bilimleriyle ilgili yeni ulusal online veri tabanları, internet aracılığıyla en son gelişmelerin eğitim bilimciler tarafından takip edilmesini daha da kolaylaştıracaktır. Ayrıca eğitim bilimci akademisyenlerin araştırmalar için gerek duydukları verilere ulusal online veri tabanlarından kolayca ulaşmaları “eğitim bilim araştırmalarını” hızlandıracak ve sayısını artıracaktır.

4) Eğitim bilimleriyle ilgili “online dergiler” in sayısı ve niteliği artacaktır. Türkiye'de gelecek 10–20 yıl içerisinde internet ortamında online olarak yayınlanan eğitim bilimleri dergilerinin sayısında, her bir eğitim bilimi dalı için 5–10 arasında bir artış olacaktır. Bu artış sadece sayıca değil aynı zamanda nitelik açısından da meydana gelecektir. Gelecek 10–20 yılda internette yayınlanacak online eğitim bilimleri dergilerinden uluslar arası indekse girenlerin sayısı da hızla artacaktır.

5) Eğitim bilimlerine yönelik bölgesel işbirlikleri ve projeler önem kazanacak ve sayıca artacaktır. Küreselleşmeyle birlikte önemi artan bölgesel işbirlikleri ve projeler, ülkemizde eğitim bilimleri alanında daha da artacaktır. Eğitim bilimleriyle ilgili bölgesel işbirliklerine ve projelere ekonomik anlamda kayda değer destekler de sağlanacaktır.

6) Türk eğitim bilimcilerinin “dünya eğitim bilimleri literatürüne” nitelikli katkısı artacaktır. Türk eğitim bilimcileri dünyadaki eğitim bilimleri literatürüne nitelikli katkı sağlama açısından “gelecek” vaat etmektedir. Bu potansiyel desteklendiği ve iyi yönlendirildiği zaman, Türk eğitim bilimleri literatüründeki niteliksel gelişmeler gelecek 20–30 yılda “dünya eğitim bilimleri literatürüne” damgasını vuracaktır.

SONUÇ
Küreselleşme, olumlu ve olumsuz etkileriyle, sunduğu fırsatlar ve yarattığı tehditlerle devam eden ve devam edecek olan bir süreçtir. Türkiye'de eğitim bilimleriyle ilgili kilit karar vericiler ve eğitim bilimciler bu süreci görmezden gelme veya yok sayma lüksü içerisinde olamazlar. Bu Türkiye'de eğitim bilimlerinin gelişmesine ve küreselleşmeye devam eden dünyada eğitim bilimlerinde hak ettiğimiz yeri almamıza engel olur.

Küreselleşmenin eğitim bilimleri ve eğitim bilimcileri açısından bugün ve gelecekteki gereklerini Türk eğitim bilimi kilit karar vericileri ve Türk eğitim bilimcilerinin çok iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Küresel dünyanın bugün ve gelecekte eğitim bilimlerinde gerektirdiği değişiklikleri ve atılımları yapmada eğitim bilimci kilit karar vericilere büyük görevler düşmektedir. Aynı şekilde eğitim bilimcilerin de küresel dünyanın bugün ve gelecekte gerektirdiği bilgi, beceri, tutum, değer, becerileri kazanması ve öncü olması (yenilerini ortaya koyması) büyük önem taşımaktadır. Ayrıca eğitim bilimleri için yasal düzenlemeler yapma ve finansman sağlamada üst yönetimin rolü, önemi göz ardı edilmemesi gereken önemli bir unsurdur.

Kaynaklar
1. Brittingham, B. & diğerleri. (1999) Türkiye'de Öğretmen Eğitiminde Standartlar ve Akreditasyon. Ankara: YÖK/ Dünya Bankası Milli Eğitimi Geliştirme Projesi

2. Didou-Aupetit, S. (2002). Küreselleşme, NAFTA ve Meksika'da Yüksek Öğretim Sistemi: Konular, Tehditler ve Reformlar, (Çevirenler: Haşim Koç, Gülçin Tunalı-Koç), Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, Yıl: 2 (1), 81–92

3. DPT (1995) Dünyada Küreselleşme ve Bölgesel Entegrasyonlar Ankara, Yayın no: 2375

4. ____(2000) Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Küreselleşme Özel İhtisas Komisyonu Raporu Ankara, Yayın no: 2544

5. Erdem, A. R. (2002) Pamukkale Üniversitesi'nin Bugünü ve Geleceğine İlişkin Önemli İç ve Dış Paydaşlarının (İlgi Gruplarının) Algıları (Yayınlanmamış Doktora Tezi), İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü

6. Gündüz, M. (2002) Küreselleşen “Sanki” Dünyanın Sosyal Devlete Saldırısı Eğitim Araştırmaları, 2 (6), 34–43

7. ILO, Globalization http://www.itcilo.it/english/actrav/telearn/global/ilo/globe/new_page.htm (20.11.2006)

8. Karlsen, G. E. (2002) Eğitim Yönetişimi, Küreselleşme ve Demokrasi, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, 2 (1), 93–104

9. Kavak, Y. (1999) Öğretmen Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşıma Doğru: Standartlar ve Akreditasyon Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 5 (19), 313–324

10. Kızılçelik, S. (2002) Kapitalizmin Diasporası Olarak Küreselleşme Eğitim Araştırmaları, 2 (6), 12–33

11. McBurnie, G. (2002) Küreselleşme, GATS ve Ulus-aşırı Eğitim, (Çevirenler: Haşim Koç, Gülçin Tunalı-Koç), Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, 2 (1), 169–190

12. Milli, E. Küreselleşme ve Eğitim http://egitisim.inonu.edu.tr/EMilli_kuresellesme.htm (20.11.2006)

13. Sönmez, V. (2002) Küreselleşmenin Felsefi Temelleri, Eğitim Araştırmaları, 2 (6), 1–11

14. YÖK (1998) Eğitim Fakülteleri Öğretmen Yetiştirme Programlarının Yeniden Düzenlenmesi, Ankara

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir