[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Aralık 2008, Cilt 8, Sayı 4, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
BİR GRUP ÇOCUK GELİŞİM ÖĞRENCİSİNİN ORMANA İLİŞKİN TUTUMLARI
Öğrt.Gör.-Psikolog Banu BEYAZ
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi/ Psikoloji Ünitesi
Giriş
ÖZET
Çocuk gelişim öğrencilerinin ormana yönelik tutumlarını ölçmeyi amaçlayan bu çalışmada, beşli likert tipi ölçek kullanılmış, 33 kişilik çalışma grubunda 3.00 ve üzeri ortalamaya sahip öğrenciler olumlu tutumlara sahip, 3.00 ve altı nötr yada olumsuz tutumlara sahip öğrenciler olarak saptanmış ve tüm gruba yönelik çevre bilinci ve orman sevgisine dair ek 3 ve ek 4 de açıklanan uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada hem durum saptama hem de olumlu tutumlar geliştirilmesi üzerinde durulmuştur.

ARAŞTIRMANIN AMACI VE ÖNEMİ
Çevre sorunları ile baş edebilmek çevre bilinci kazanmış bireyler ile gerçekleşir.

Ormanı oluşturan unsurları koruma, geliştirme ormanlar için tehlike arz eden durumlar hakkında bilgi sahibi olma, olumlu tutumlara sahip olma ormanlara ilişkin bir bilincin göstergesidir. Bu bilinç ve olumlu tutumlara sahip öğrencilerin de olumlu tavır ve davranışlar göstermesi beklenir. Bu öğrenciler okul öncesi öğretmen adayları olunca konu daha da büyük bir önem arz etmektedir. İnsanların çevreyi koruyucu kurallara uymasını sağlayan en etkili mekanizmaların “özdeşleşme”, “benimseme” olduğu bilinmektedir. Ormanlara ilişkin sorumluluk bilinci kazandırmak, olumlu model olmak okul öncesi öğretmeninin önemli bir görevidir. Erken çocukluk yıllarında kazanılan doğru bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıkların yetişkinlikte de kendini göstereceği bilinmektedir. Okul öncesi öğretmen adaylarının ormana yönelik tutumları bugünün küçük çocukları olan yarının genç yetişkin bireylerine tesir edecektir. Bu bakımdan, bu çalışmada öncelikle çocuk gelişimi bölümü öğrencilerinin ormanlara ilişkin tutumları hakkında bilgi sahibi olmak ve daha sonra eğer var ise yanlış bilgi ve algılamaları ( ders saatinin son 15 dakikasını kullanarak tartışma metodu, drama , panoda etkinlik; posterler v.b ) düzeltmek amaçlanmıştır.Yanı sıra grubun üçte birinin 4 ve üzeri ortalama değer alacağı beklentisi içinde olunmuştur.

YÖNTEM
Ölçme Aracının Tanıtımı

“Ormana İlişkin Tutum Ölçeği” Burdur Eğitim Fakültesi'nde görevli Hilmi Demirkaya Ve Hasan Genç tarafından geliştirilmiştir. Beşli likert tipi ölçek, 36 maddeden, tutum cümlesinden oluşmuş ve ölçekteki her bir madde ölçülen tutumla monotomik bir ilişki içindedir; her bir madde aynı tutumu ölçmektedir. Ölçek maddelerinin yarısı olumlu, diğer yarısı olumsuz tutum cümleleri içermekte olup, hazırlanan maddeler olumluluk ve olumsuzluk sıralamaları dikkate alınarak, yanıtlatıcıda bir tepki kurulumunu engelleyecek şekilde sıralanmıştır.

Ölçeğin Güvenilirlik ve Geçerliliği

Demirkaya ve Genç (2006; s: 42-43) toplam sıralama yöntemi ile oluşturdukları likert tipi ölçeğin güvenilirliğini Cronbach Alfa katsayısı ile hesaplayarak .90 bulmuşlardır. Bu sonuç, ölçeğin güvenilir bir ölçme yaptığını göstermektedir. Aynı araştırmacılar, ölçeğin yapı ve kapsam geçerliliğini de sağladığını faktör analizi yolu ile ( ilk deneme formunda 69 tutum cümlesi vardır, faktör yükü 4'ün altında olan 33 maddeyi çıkarmışlardır.) değerlendirmiş, şimdiki formu ile geçerliliğini en yüksek düzeye çıkarmışlardır.

Ölçeğin Puanlanması ve Yorumu

Ölçek; “tamamen katılıyorum”, “katılıyorum”, “kararsızım”, “katılmıyorum”, “katılmıyorum”, “hiç katılmıyorum” şeklinde derecelenmiştir. Olumlu maddeler ; “ tamamen katılıyorum” seçeneğinden başlamak üzere 5'den 1'e doğru, olumsuz maddeler ise “tamamen katılıyorum” seçeneğinden başlamak üzere 1'den 5'e doğru puanlanmıştır. Bu şekli ile “Ormanlara İlişkin Tutum Ölçeği”nden Alınabilecek en yüksek puan 180, en düşük puan ise 36' dır. Ölçekten alınan toplam puanlar madde sayısına bölünerek, bireylerin elde ettikleri ortalama puanlarına göre, onların ormanlara yönelik tutumları hakkında bir yargıya varılabilir. Bu çalışmada, 3'ün üstünde ortalama puana sahip öğrenciler olumlu tutuma sahip, 3'ün altında ortalama puana sahip öğrenciler olumsuz tutuma sahip olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda, ormanlara yönelik olumlu tutuma sahip öğrencinin 36 tutum cümlesinden oluşan bu ölçekten, en az 108 puan alması beklentisi içerisinde olunmuştur.

BULGULAR VE YORUM
Ölçek bir oturumda çocuk gelişim 1. sınıf öğrencilerine Mart ayında o gün sınıfta bulunan 33 kişilik kız ergen gruba 30 dakikada uygulanarak tamamlandı. “Tamamen katılıyorum” ifadesinden , “hiç katılmıyorum” ifadesine kadar olan cevap seçeneklerine öğrenciler uygun buldukları aralıkta cevap kağıtlarında işaretleme yaptılar.

( Uygulanan ölçek ve cevap kağıdı ektedir.) Ölçekteki 36 maddeden 15'i olumsuz ki bunlar2,6,7,8,9,10,17,19,20,22,29,30,31,34,35'dir diğer maddeler ise olumlu olarak nitelenmiştir. Araştırmacı tarafından bu olumsuz ifadeler dikkatle tersine çevrilmiştir. Örnek verilecek olursa 2. test maddesi olan “Ormanlar insana korku veren ürkütücü yerlerdir” ifadesi 5 almış; “tamamen katılıyorum” olarak işaretlenmişse , 1 puana dönüştürülmüştür. Böylelikle tüm olumlu ve olumsuz ifadeler dikkatlice puanlandıktan sonra her bir öğrencinin 36 tutum cümlesinden aldığı puan tek tek toplanmış,ve bu toplam test madde sayısı olan 36'ya bölünerek her bir öğrencinin ortalama puanı bulunmuştur. Aşağıdaki tablo incelenecek olursa ; 20 öğrenci (%60,6) ormanlara ilişkin olumlu tutuma sahip, çevre bilinci gelişmiş, 13 öğrenci ise (%39,3)güçlü tutumlara sahip olmayan, çevre bilinci az gelişmiş olarak değerlendirilebilinir. Tüm grubun genel ortalamasına bakıldığında sonuç 3,24 olarak daha sevindirici bulunmuştur. Bununla birlikte tablodan da görüleceği üzere ortalama puanı 4.00 civarı olan iki kişi bulunmuştur..Bu küçük çalışma grubunun 1/3 ‘nün 4.00 ile 5.00 arasında yani 144 ile 180 puan alması beklentisi içinde olmak , araştırmacıyı biraz hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu nedenle Orman Bakanlığı'nın web sayfasından ek 3'de ve 4 de gösterilen yazılar (Ormanların Faydaları, Türkiye'nin Biyolojik Çeşitliliği v.b) tüm gruba yönelik olarak rehberlik saatlerinde, dönem ödevleri ile ilgili çalışmalar ise bilhassa olumsuz ve nötr tutumlara sahip öğrenciler için yapılandırılmış örnek olarak verilmiş ve uygulanmıştır.

114300228600

EK 2
Yönerge: Aşağıda ormanlar hakkındaki düşüncelerinizi ifade etmenize yardımcı olabilecek kimi görüşler yer almaktadır. Lütfen, her bir ifadeyi dikkatlice okuyunuz ve belirtilen görüşlere ne derece

Katılıp katılmadığınızı arka sayfada bulunan cevap kağıdındaki uygun aralığa işaretleyiniz.

ORMANLARA İLİŞKİN TUTUM ÖLÇEĞİ
1. Ormanlar, öncelikle insanların yararlanmaları için vardır.
2. Ormanlar, insana korku veren ürkütücü yerlerdir.
3. Bir ormanda yer alan ağaçları sevme düşüncesi bana göre saçmalıktır.
4. Bir ormanda bulunduğumda, araştırma ve merak duyguları içinde olurum.
5. Ağaçlar da insanlar gibi yaşama hakkına sahiptir.
6. En önemli ağaç türleri, insanların yararlanabilecekleri ürünler veren bitkilerdir.
7. İnsanlar, ormanlar olmadan da yaşamlarını sürdürebilirler.
8. Ağaçların nasıl oksijen ürettiklerini öğrenmek sıkıcıdır.
9. Belli türde bitkilere karşı güçlü bir sevgi duyarım.
10. Türü tehlikede olan bir bitkiyi görmek için, orman içerisinde kilometrelerce yol yürümek bana göre zaman kaybıdır.
11. Bir ormanın orman ürünleri ( kereste, kağıt, odun ) sağlaması, insanların onu güzel bulmasından daha önemlidir.
12. Ormanlara karşı olan sevgim, en güçlü duygularım arasındadır.
13. Kendimi mutlu hissedeceğim bir doğal ortamda vakit geçirme ihtiyacı duyarım
14. İnsanlar tahrip etmeden de ormanlardan yararlanabilirler.
15 Hayvanların ve bitkilerin yaşayabilecekleri bir ormanlık alanı korumak çok önemlidir.
16. Bitkiler, günlük yaşamımızda önemli bir yere sahiptir.
17. Ormanda kontrollü bir şekilde ateş yakmak yanlış değildir.Ağaçlar güzeldir.
18. Türkiye ormanlarında bir yangın çıkarsa, ev ve işyerlerine zarar vermediği müddetçe yanmasına izin verilmelidir.v 19. Ağaç kesmek beni kamçılayan, zevk aldığım bir iştir.
20. Bitkilerin havadaki karbondioksiti besin yapmada kullanmaları ilgimi çeker.
22 Ülkemizden başka yerde bulunmayan ağaçların koruma altına alınması bence anlamsızdır.
23. Ülkemizden başka yerde yetişmeyen ağaçların bulunduğu ormanlık alanlar piknik yeri olarak kullanılmamalıdır.
24. Ormanda dolaşarak farklı bitki türleri keşfetmek bana çok çekici geliyor.
25. Ormanlarla ilgili toplantı ve etkinliklere severek katılırım.
26. Ormana zarar veren birisini gördüğümde, engel olmak için her şeyi yaparım.
27. Okullarda ormanların önemine yönelik eğitim verilmelidir.
28. Kullanılmayan boş araziler ağaçlandırılmalıdır.
29. Ormanları, sadece piknik yapabilecek ortamlar olduğu için severim.
30. Ormanlara sadece meyve verebilen ağaçlar dikilmelidir.
31. Kentlere yakın orman alanları , yerleşime açılmalıdır.
32. İnsanların duygularını ağaçlara yazmaları ilgimi çeker.
33. Kullandığımız eşyalarda, orman ürünlerinden yapılanlar yerine suni olanları tercih ederim. v 34. Ormanlar kesilmeli, onların yerine turistik tesisler açılarak, daha fazla kazanç elde edilmelidir.v 35. Bozulmuş orman alanları yerleşime açılmalıdır.
36. Orman alanlarının yok edilmesinin ekolojik dengeyi bozacağını düşünüyorum.

TEŞEKÜRLER…

CEVAP KAĞIDI
Tamamen Katılıyorum
Katılıyorum
Kararsızım
Katılmıyorum Hiç
Katılmıyorum

EK 3
Ormanlarımız
Halk arasında orman; sadece bir ağaç topluluğu veya yakacak ihtiyacını karşılayan bir varlık olarak algılanmaktadır. Halbuki orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, toprak, su, iklim gibi canlı ve cansız tabiat faktörlerinin birlikte oluşturduğu doğal bir bütünlüğü ifade etmektedir.

Türkiye ormanları çeşitli tıbbi, aromatik, endüstriyel ve süs bitkileri ile çok sayıda flora (bitki) ve fauna (hayvan) türlerine sahiptir. Ülkemiz ormanları küresel öneme sahip değerli biyoçeşitlilik kaynakları içermektedir. Bunlardan Göknar, Ladin, Sedir, Ardıç ve Sığla'nın gen merkezi ülkemizdir. Bir başka deyişle, bu ağaç türleri yeryüzüne ülkemizden yayılmışlardır.

77.945.200 hektar olan ülkemiz arazisinin 20.763.248 hektarlık kısmı ormanlarla kaplıdır. Bunu yüzde olarak ifade edersek, topraklarımızın %26.6 sı ormanlık alandır. Bu alanların yaklaşık 9 milyon hektarı oldukça iyi, geriye kalan 11 milyon hektarı ise bozuk ormanlardır.

Türkiye'deki orman alanlarının büyük bir kısmını doğal orman alanları oluşturmaktadır. Ormanlık alanlar daha çok Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'i çevreleyen dağlarda yoğunlaşmıştır.

Ormanlarımızın % 48 'i verimli ormanlardır. Mülkiyet bakımından ise %99 'u devlete aittir. Ormanların korunması, işletilmesi, yeni orman alanları oluşturulması ve ağaçlandırmalar yapılması ile milli parkların işletilmesi Çevre ve Orman Bakanlığı'nın sorumluluğunda bulunmaktadır.

Dünyada bugün 1.5 milyarı balta girmemiş olmak üzere, 4 milyar hektar orman bulunmaktadır. Çeşitli sebeplerle 1950 - 1990 yılları arasında, mevcut ormanların yarısı yok olmuştur..

Tropikal (yağmur) ormanların ekosistem için büyük önemi vardır. Tropikal ormanların kapladığı alan dünya yüzeyinin yalnızca % 7 'sidir. Ancak yeryüzündeki bitki ve hayvan türlerinin % 80 'i bu bölgelerde yaşamaktadır. Bu ormanlar dünyanın akciğerleri görevini yapmakta, atmosfere oksijen sağlamakta ve yağmur dengesini düzenlemektedir. Dolayısıyla dünyanın iklimi üzerinde ormanların önemli etkisi vardır.

Ülkemizde son yıllarda artan orman yangınları adeta milli felaketlere dönüşmüştür. Son on yıl içersinde 12 bin hektar ormanımız yanarak yok olmuştur.

Ormanlar; ihmal, dikkatsizlik (söndürülmeyen piknik ateşi, sigara izmariti vb.) sonucu veya kasıtlı olarak (tarla açma, kaçak yapılaşma vb.) yakılmaktadır. Orman yangınlarının %47 'sinin sebebi tam olarak belirlenememiştir. Sebebi belirlenen orman yangınlarının %48 'inin kasten, %48'inin dikkatsizlik ve tedbirsizlik, %4 'ünün de doğal oluşumlar (yıldırım vb.) sonucu meydana geldiği belirlenmiştir.

Ülkemizin yaklaşık % 27 olan ormanlık alanı yukarıda belirtilen sebeplerle % 20'lere düşmüştür. Ormanlarımızın % 44 'ü üretim yapılabilir, %56 'sı ise verimsiz olduğundan üretim yapılamaz niteliktedir. Ayrıca ülkemiz ormanlarının % 54'ü koru, % 46'sı baltalık orman özelliğindedir.

Ormanların Faydaları:

Su ekonomisini düzenler, set ve taşkınları önler.
Su ve rüzgara karşı toprağı tutarak, taşınmasını önler.
Ortam sıcaklıklarını ılımanlaştırarak, yağışların oluşmasını sağlar.
Yerleşim alanlarının çevresindeki havayı temizler.
içerisinde yer alan flora ve faunayı korur.
Çevreyi süsler, ülkeye doğal güzellik sağlar. Ayrıca her türlü spor ve turistik faaliyetlere müsait olması sebebi ile eğlenmek ve dinlenmek için uygun ortam oluşturur.
Kamuflaj görevi yaparak askeri üs ve tesisleri gizler.
Bütün bunlarla birlikte ormanlar; yakacak ihtiyacını karşılamada, kağıt üretiminde, ev eşyası ve ders araçları üretimi vb. alanlarda hammadde kaynağı olarak büyük öneme sahiptir.

TÜRKİYE'NİN TOPLAM ORMAN ALANI
(Orman Alanı Miktarı ve Ormanlık Oranı)
Normal Koru Ormanı (Ha) :
8940214
Bozuk Koru Ormanı (Ha) :
6499380
TOPLAM KORU ORMANI (Ha) :
15439594
Normal Baltalık Ormanı (Ha) :
1681006
Bozuk Baltalık Ormanı (Ha) :
4068146
TOPLAM BALTALIK ORMANI (Ha) :
5749152
Açıklık Alanı (Ha) :
56657254
TOPLAM ORMAN ALANI (Ha) :
21188746
Genel Saha (Ha) :
77846000
Ormanlık Oranı (%) :
27,22

İĞDE AĞACI

Atatürk, ağaçsız yurt topraklarından

üzüntü duyardı. Aşağıda onun ağacı
nasıl sevdiğini belirten bir yazı okuyacaksınız.
Atatürk tabiatı ve ağacı çok severdi. Ankara'daki Orman Çiftliğini boz topraktan ormanlık haline soktu. Ağaçların dikilişini, tutuşunu, büyüyüşünü adım adım kollardı. Akköprü tarafından çiftliğe giden yolun etrafındaki boş topraklar meyvelik olmuştu. Bir gün bu meyvelikten geçerken birdenbire şoförüne :
— Dur dedi.
Arabadan inerek orada bulunanlara :
— Burada bir iğde ağacı vardı, ne oldu? diye sordu. Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Atatürk'ün biraz önceki neşesi kalmamıştı. Çünkü çiftliğin ilk çorak günlerinin yeşilliği sökülüp atılmıştı. Yol
boyunca hep iğde ağacını aradı.
— İğde, yaşlanmış ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu, diye sızlandı.
Atatürk, İstanbul'daki büyük ağaçtan gördükçe :
— Bunlar da güzel ama, ben yapraklarının ve dallarının her yıl ne kadar büyüdüğünü gördüğüm ağaçlarımı seviyorum, derdi.
Vatanı yeşil ve bayındır görmek için çok çalıştı. Yalova'yı, Florya'yı o değerlendirmişti. Bursa'yı bir kaplıca şehri yapmak için uğraşıp durmuştu. Planlı Ankara onun fikri idi.
Çankaya'daki bahçesini yapan memur şu fıkrayı anlatmıştı.
Bahçeyi dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atatürk'ün geçeceği yolu kapıyordu. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuştu. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçti. Atıldım,
— Emrederseniz hemen keseyim, efendim, dedim.
Yüzüme baktı:
— Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin? dedi.
Falih Rıfkı ATAY (Babamız Atatürk)

EĞİTİCİ DRAMA ETKİNLİKLERİ
Eğitici Drama Etkinliği Adı: Ağaçlarla drama: Ağacına Sarıl.
Kazanılması Beklenen Hedef: Doğayı sevebilme.
Doğayı tanıyabilme.
Eğitici Drama Etkinliği Adı: Doğayı Dinle ve Rahatla.
Kazanılması Beklenen Hedef: Doğanın rahatlatıcı etkisinin farkına varabilme.
Eğitici Drama Etkinliği Adı: Hayvanları Sevelim.
Kazanılması Beklenen Hedef: Hayvanlara iyi davranma davranışının bilgisini edinebilme.
Eğitici Drama Uygulamaları'ndan sonra şu düzeylerden oluşan bir tartışma bölümü gerçekleştirilmiştir:
Zihinde canlandırma düzeyi.
Tanımsal düzey.
Duygusal düzey
Bilişsel düzey.
Yaşantısal düzey.
Drama oyununu geliştirme düzeyi.
Bu tartışma düzeylerinden sonra, resim, şiir, şarkı, kağıt kukla yapımı gibi destekleyici etkinlikleri içeren bir bölüm gerçekleştirilmiştir.

EK-4
ORMAN YANGINLARININ NEDENLERİ

Tüm dünyada son yıllarda ormanların giderek azalmasının nedenlerini birçok maddeyle açıklayabiliriz..

Öncelikle dünyamızın en ağır zorluklara maruz kalmasını sağlayan küresel ısınma, orman yangınlarını tetikleyen ve ormanlarımızın giderek yok olmalarını sağlayan en büyük unsurlardandır. Özellikle yaz aylarında sıcakların artması, ormanlarda çıkan ufak tefek yangınları, çok daha büyük yangınlara dönüştürerek, her sene binlerce hektar ormanlık alanlarımızın yok olmasına neden olmaktadırlar.. Birde bazı devletlerin ormanlarının kundaklanma ihtimallerini göz önünde bulundurursak, ormanların yaşam şartları için güzel şeyler söylemek mümkün olmayacaktır..

Bunlarla birlikte kuraklık ve iklim değişiklikleri gibi küresel ısınmanın sonuçları arasında gösterilen etkiler de göz önüne alınırlarsa, ormanlarımızın gelecek kuşaklar için hiçte güzel bir kimlikle yaşayamayacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek..

(Yayına hazırlayan: Hakan Öztürk / Kureselfelaket.com editörü)

NİÇİN FİDAN DİKMELİYİZ ?
Yaşıyoruz. Yaşamak için çaba sarfediyoruz. Çalışıyoruz, emeğimizin karşılığını alarak, hayatımızı sürdürebilmek için gerekli olan ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Oksijen de hayati fonksiyonlarımızdan bir tanesi olan solunum sistemimiz için en önemli gereksinim olarak hayatımızda yer almaktadır. Fakat oksijen ihtiyacımızı karşılamak için çalışmamıza gerek yoktur. Çünkü atmosferde mevcuttur. Hem de hepimize yetecek kadar. En azından bugünkü yeterliliği gerçekliğini korumaktadır. Peki ya yarın ? Yarınlar ?

İnsanoğlu bu dünyaya geldiği ilk andan itibaren kendini yaşam mücadelesi içinde bulmuştur. Yeme, içme, barınma ihtiyaçları için çalışmış, uğraşmış, aramış kısaca mücadele etmiştir. Doğadaki muhteşem döngü mikroorganizmaları, bitkileri, hayvanları ve insanları içine alarak bu yüzyıla kadar bozulmadan devam etmiştir. İnsanoğlu zaman içerisinde bir arada yaşamanın gerektirdiği iş bölümünden faydalanmış ve herkes bir ucundan tutarak bu dünyada yaşamak için her fert bir meslek edinmiştir. Kimimiz ekmek yapmış, kimimiz yol yapmış, kimimiz evlere kadar su getirmiştir. Peki ya nefes alışımız. Kim bize oksijen üretmiştir ? İşte burada insanoğlunun bi rolü yoktur. Oksijen doğanın eşsiz varlığı olan yeşilin, en çok da ağaçların bize armağanıdır. Yaşama armağanıdır.

Ormanlarımız üstüne düşen görevi yerine getire dursun, birazda insanların ormanlara verdiği zararlardan bahsedelim. Her sene artış gösteren orman yangınları canlılığın geleceğini tehlikeye sokmaktadır. Gözlerimizin önünde yok olup giden hektarlarca alan geride bıraktığı kül ve karbondioksit gazı ile dünyamızı olumsuzluklara sürüklemektedir. Kül olan ağaçlarımızın yerine fidanlar dikilmediği sürece atmosferdeki oksijen oranının düşüşü şimdilik fark edilmese de ya da fark edilse de sorun yaratacak bir düşüş olmasa da ileride ciddi bir eksiklik oluşturabilecektir.

Günümüz koşullarını yaşamanın yanı sıra gelecekte de bu imkânlara sahip olabilmenin eksikliğini yaşamamak için bilinçli olmak, bilinçli davranarak, bilinçli iş yapmak gereklidir. Biraz hafızalarımızı yoklayacak olursak, bundan çok değil sadece birkaç sene evvel su sıkıntısı yaşanmıyordu. Tamam, su sıkıntısı yaşamamızın birçok nedeni var ama israf ettiğimiz suyun kıymetini yeni anladığımızdan da hiç şüphemiz yok öyle değil mi ? Berrak suların coşku dolu şırıl şırıl sesleriyle akan akarsularımız, nehirlerimiz, şelalelerimiz artık birer kurumaya başlıyor. Peki ya sebep ? Çeşmelerimizin açık kalması mı yoksa nasıl olsa sudan bol ne var dediğimiz zamanlarda arabalarımızı bol bol yıkamamız mı ? Gözümüz doysun diye parklarda yapılan süs havuzlarından mı bahsetsek yoksa yoksa çimlerimiz güzel büyüsün diye hortumları takıp saatlerce açık kalarak yapılan yanlış sulama yöntemlerinden mi? Anlaşılan bu konuda pek de tedbir aldığımız söylenemez. İşte örnek gözlerimizin önünde, hayatımızın içinde, bizzat biz yaşıyoruz.

Şimdi düşünelim ormanlarımızın azalışını, her sene artan ivmeyle yok olan ağaçlarımızın kül oluşunu. İhmalkârlığın, bilinçsizliğin, kasıt içeren sebeplerin neden olduğu bu karanlık hektarlarca alanın ne olacağını düşünelim. Düşünmekle kalmayıp harekete geçelim. Yanan ormanlarımızın eksikliğini hissetmemek için tohumdan filiz, filizden fidan yetiştirelim. Fidan dikmeyi hobi haline getirelim. Çocuklarımızı ağaç sevgisini aşılayalım. Okullarımızda fidan dikim günleri düzenleyelim. Pikniğe giden her vatandaşın geçirdiği günün neşesi diktiği fidanla can bulsun. Site çevrelerinde yapılan ağaçlandırmalarla güzel manzaralar oluşturulsun, hem böylelikle egzos kokusundan çok, bol oksijenli mis gibi hava alma imkânı da doğmuş olur.

Benim hiç zamanım yok gidip fidan dikemem mi diyorsunuz. Bence yanılıyorsunuz çünkü balkonunuzda durabilecek 3–4 adet filizin hiç kimseye zararı olmaz, zamanınızı da almaz. Siz yeter ki isteyin. Bu dünyada dikeceğiniz bir fidan gelecekte çocuğunuzun, torununuzun hayatı olacaktır.

Gün güneşin doğduğu andan itibaren başlar güneşin batımına kadar sürer. Her günün yemyeşil ağaçların ardından başlaması, yine yemyeşil ağaçların ardında son bulması dileğiyle yemyeşil bir dünya için elele sevgiyle haydi fidan dikimine…

(Yazan ve yayına hazırlayan: Zeynep YILDIZ / Kureselfelaket.com yönetimi

http://kureselfelaket.com

Saygılarımla …

BANU BEYAZ

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir