[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Aralık 2008, Cilt 8, Sayı 4, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
FEN ÖĞRETİMİNDE HİBRİTLEŞMİŞ BİR ÖĞRENME ORTAMI NASIL OLMALI?
Yrd. Doç. Dr. Cenk KEŞAN(*) Deniz KAYA(**)
(*)Yrd.Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik A.B.D
(**) Uzm., Fen ve Teknoloji Öğretmeni
Giriş
ÖZET
Gerek eğitim ve gerekse öğretim politikalarının çok yönlü olarak ele alındığı birçok ülkedeki amaç; eğitim sisteminin gereklerini tam olarak yerine getirebilmek ve bilişim dünyasında daha güzele ulaşabilmektir. Dünya düzenindeki eğitim sistemlerin çok yönlü olması, birçok bilim dalının birlikteliğini gerektirmesi, beraberinde disipline edilmiş bir gerçeği oluşturur. Bütün bunlar, küresel bir dünya içinde sürdürülebilir bir kalkınma ve rekabet gücü oluşturmanın da bir önkoşulu olarak, öğretim programlarının içerik, biçim ve eğitim-öğretim yaklaşımı bakımından çağın gereklerine uygun biçimde yeniden tasarlanması gerektiğini göstermektedir.

Bu çalışmada hibritleşmiş bir öğrenme ortamının sahip olması gereken özellikleri ve boyutları üzerinde durulmuştur. Hibritleşmiş bir öğrenme ortamı yararlarının neler olabileceği ve eğitim politikası içerisindeki önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Fen eğitimi, matematik eğitimi, hibritleşme ve hibritleşmiş eğitim

GİRİŞ
Öğrenmeyi bir boyut olarak kabul edersek kendi aralarında hibritleşmiş dallar öğrenme sürecinin etkinliliğini ve verimliliğini artırmak için bir köprü vazifesi görürler. Birbiriyle bağımlı ve hibrite olmuş derslerin başında matematik ve fen bilimleri gelir. Nitekim bugün fen bilimlerinin birçok alanında matematik tüm azameti ile kendini hissettirir.

Fen bilimlerini matematiğin temelinde; deney ve gözlem ürünlerinin bir sonucu olarak nitelendirebiliriz. Fizikteki temel yasalar deney ve teori arasında bir köprü görevi yapan matematik dili ile ifade edilmektedir. Bu nedenle, fizik yasalarının ifade edilmesinde ve karşılaşılan problemlerin çözümünde matematik bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü matematik tüm zihinsel etkinlikler için vazgeçilmez bir başlangıç, bilimsel, teknolojik yenilik ve gelişmeler için gereken ortak bir dildir (Ersoy,1998).

Fen, fiziksel ve biyolojik dünyayı tanımlamaya ve açıklamaya çalışan bir bilimdir. (MEB Talim Terbiye Kurulu,2005). Fen bilimi genel olarak; bilimsel bilgiler topluluğu olarak tanımlanır. Bir felsefeci içinse; bilginin doğruluğunun sorgulanması yöntemidir. Bunların her biri kendi içerisinde doğru tanımlardır. Fen bilimi; bilginin tabiatını düşünme, mevcut bilgi birikimini anlama ve yeni bilgi üretme sürecidir ( Ayas,ve Akdeniz1993 ).

Bilimsel bilginin katlanarak arttığı, teknolojik yeniliklerin büyük bir hızla ilerlediği, fen ve teknolojinin etkilerinin yaşamımızın her alanında belirgin bir şekilde görüldüğü günümüz bilgi ve teknoloji çağında, toplumların geleceği açısından fen ve teknoloji eğitiminin anahtar bir rol oynadığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere bütün toplumlar sürekli olarak fen ve teknoloji eğitiminin kalitesini artırma çabası içindedir.

Fen eğitimde temel amaç, öğrencilerin fen bilimiyle ilgili bilimsel bilgileri ezberlemeleri değil, hayatları boyunca karşılaşacakları problemleri çözebilmeleri, bilgiye ulaşabilmek için gerekli bilimsel tutumları ve becerileri yeteneklerince kazanmalarıdır. İlköğretimde yer alan Fen dersleri, öğrencilerin ilgi alanlarının belirlenmesi ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması açısından son derece önemlidir (Akgün, 2001; Kaptan, 1998).

Fen öğretimi ile hibrite edilmiş matematik öğretiminin amacı ise, kişiye günlük hayatın gerektirdiği matematik bilgi ve becerileri kazandırmak, ona problem çözmeyi öğretmek ve olayları problem çözme yaklaşımı içinde ele alan bir düşünce biçimi kazandırmaktır. Matematiğin bilimsel ilerlemede her alan için bir başvuru kaynağı olması, matematiksel düşünmenin öneminin artması, hemen hemen tüm öğretim programlarında matematik dersinin az ya da çok yer almasından da anlaşılmaktadır. Matematik öğretiminde verimliliğin nasıl artırılabileceği, öğrenmeye ayrılan zaman, zor konuların nasıl öğrenileceği tartışma konusu olmuştur. Matematikten daha fazla yararlanmak için arayışlar başlamış ve dikkatler matematik konularına ve öğretim sürecine yönelmiştir (Altun, 2002).

AMAÇ
Günümüzde uygulama alanlarının genişliği ile matematik ve fen bilimlerinden oluşan disiplinler arası etkileşim birikimli şekilde ilerlemektedir. Bu durum beraberinde fen ve matematik eğitimin tek bir çatı altında ve aynı sınıf ortamında bütünleştirilmesi gerçeğini doğurmaktadır. Nitekim geleneksel fen ve matematik öğretimi, matematik ve fen kavramlarının ve konularının öğretimi hakkında açıklayıcı bilgi vermemektedirler. Bu nedenle, öğrenciler matematik ve fen aktivitelerini destekleyecek kavramlar arasındaki ilişkileri görebilme mantığına sahip olamamaktadırlar (Dede ve Yaman, 2003).

Bu çalışmanın amacı; fen öğretiminin etkinliğini artıracak öğrenme ortamında, hibrite edilmiş matematik öğretimi yararlarının neler olabileceğini belirlemeye çalışmaktır.

Yenilenen ilköğretim programımızda bir takım köklü değişikliklere gidilmiştir. Alanlar arasındaki önem ön plana çıkartılmaya çalışılmış, dersler sınıf seviyelerine göre kavram analizlerine tabi tutulduğu gibi, dersler arası karşılaştırmalar da yapılmış ve tüm dersler birbirleriyle ilişkilendirilmiştir (M.E.B. Tanıtım Kitapçığı,2004). Bu durum sayesinde öğrenme sürecinde öğrenciler, etkinliklerle aktif kılınarak hedeflenen becerilere ulaşırken diğer dersler ve ara disiplinlerle etkileşim içinde olmaları hedeflenmiştir.

O halde etkili bir eğitim modelinin geliştirilmesinde; gerek farklı dinamiklerin etkinliğini, gerekse bir süreç dahilinde öğretilebilecek müfredatın bu ilkelerle uyuşabildiğini göz önünde bulundurmamız gerekir. Fen bilimini matematiğe bağlamak için en etkili yolun öncelikle konularla ilgili projelerin örgütlenmesi müfredat programının bu düşünceler çevresinde şekillenmesi gerekir.

YÖNTEM
Araştırma iki ayrı bölüm şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk kısmında; literatür taraması yapılarak çeşitli kaynaklara ulaşılmıştır. Belirlenen kaynaklar genel matematik eğitiminden başlayarak matematik öğretmeni yetiştirme konusundaki çalışmalara kadar sınıflandırılmış yararlı olabilecek konularla ilgili ulaşılabilen tüm kaynaklar edinilmiştir.

Araştırma; kullanılış, amaç, düzey ve fonksiyonu yönünden sorgulandığında “temel araştırma” olarak nitelenebilir. Çünkü temel araştırmalar, uygulama amacına yönelme endişesi olmayan, genellikle akademik amaçlarla ele alınmış olan, sosyal ve ekonomik ürünleri de belki gelecekte toplanacak çalışmalardır. Ayrıca temel eğitim araştırmaları, eğitim alanında ve insan davranışlarında genel kuralları keşfetmek, kuram geliştirme ve kuramı test etmeye dönük araştırmalardır. Yapıldığı çevre açısından bir “alan ya da saha araştırması” niteliğindedir. Saha araştırmaları gerçek ve günlük hayatın içinde yer almaktadır. Araştırma alanı doğal hayatın kendisidir.

Son olarak araştırma; yöntem, amaç, zaman ve kontrol olanaklarına göre de “Betimsel araştırma” ya da survey araştırma olarak nitelenebilir. Betimsel araştırmalar olayların, objelerin, varlıkların, kurumların ve çeşitli alanların “ne” olduğunu betimlemeye açıklamaya çalışır (Kaptan,1998). Araştırma aynı zamanda karşılaştırmalı eğitim bilimi yönünden incelendiğinde, bu alanda yer alan yaklaşımlara göre bir çalışma olarak nitelenebilir. Bu araştırma karşılaştırmalı eğitim bilimine göre, yaklaşım da eğitim sistemlerindeki tüm boyutlar, o döneme ait tüm değişkenlerle birlikte yan yana getirilerek farklılıklar saptanmaya çalışılır. Ayrıca bu çalışma karşılaştırmalı eğitimcilerin sık kullandığı bir yaklaşım olan “Örnek olay incelemesi yaklaşımı” kapsamında da ele alınmalıdır. Örnek olay yaklaşımında bir ülkenin eğitim deneyimi incelenir. Yorum ve karşılaştırma okuyucuya ait olur (Ültanır,2000).

BULGULAR
a) Hibritleşme Nedir?
Bir atomun son periyodundaki dolu ve yarı dolu orbitallerin kaynaşarak özdeş yeni orbitaller oluşturması olayına hibritleşme denir. S orbitali ve p orbitallerinin matematiksel olarak bir araya gelmesiyle oluşan yeni atomik orbitallere “hibrit” orbitali nedir. Elektronlar merkez atoma en uzakta bulunacak şekilde yerleşirler. Başka bir ifade ile açıklayacak olursak; eğer hibritleşmeye s'in yanında üç adet p orbitali katılmış ise oluşan yeni orbital “ ” orbitali adını, iki adet p orbitali katılmış ise “ ” orbitali adını ve son olarak s'in yanında sadece bir adet p orbitali hibritleşmeye katılmışsa bu durumda oluşan yeni orbitale “ ” orbitali adını alır( Balıkesir Üniversitesi Yayını, [BÜY], 2006). Anlama kolaylığı açısından bir üçgene benzetilebilir. Orbitallerdeki adı geçen dönüşümün birçok farklı açıklanış şekli bulunmakla birlikte genel anlamda bu olaya hibritleşme denir. En kısa ve öz anlamda hibritleşme, bir atomun son yörüngesindeki atomik orbitallerin karışarak enerji seviyeleri aynı olan yeni orbitaller sistemi oluşturması ve önceden bilinen atomik orbitallerin sonradan bulunan orbital yapısına uydurulması mantığıdır olarak tanımlanabilir. Hibritleşmeyle ortaya çıkan yeni orbitallere hibrit orbitali denir. Yukarıda şematik olarak çizilen hibrit orbitallerin her birindeki elektron dağılımı haritaları sırasıyla aşağıdaki şekillerde verilmiştir.

Yukarıda şekillerde de görüldüğü gibi hibrit orbitallerin elektron dağılımları hemen hemen birbirinin aynısıdır. İki atoma ait hibrit orbitalleri birbirleri ve s orbitalleri ile bağı, hibritleşmeye katılmammış paralel eksenli p orbitalleri ise birbirleri ile bağı oluşturmaktadır(Sarıkaya, 2004:940).

b) Hibritleşmenin Eğitim Boyutu Nasıl Olabilir?
Etkili ve olumlu bir öğrenme ortamının oluşturulması birçok öğretim unsurun birlikte ele alınması ve düzenlenmesiyle mümkündür. Bir öğrenmenin istenilen şekilde sonuçlanması; çocuğun veya öğretmenin merkezde olmasına, çocuğun zihinsel yapısına, sınıf ortamının fiziksel durumuna, zamanın etkili kullanımına, sınıf atmosferine, öğretmen tarafından kullanılan yöntem ve tekniklere, öğrenme merkezlerinin oluşturulmasına, uygun değerlendirmeye vb. bağlıdır (Akyol 2000).

İletişimde, bilgi alış verişinde ve teknolojide küresel boyutlarda çok hızlı değişimin olduğu, bilginin katlanarak arttığı ve her geçen gün yeni teknolojilerin üretildiği ve ülkeler arasında çok yönlü rekabet ortamının olduğu bir çağda yaşıyoruz (MEB:2000;1001). Böylesi bir ortamda çağı yakalayabilmek ve çağın gereklerini yerine getirebilmek gerekir. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen bilişim çağında etkileşim her alanda giderek önemini artırmaktadır. Bu süreç geçmişten günümüze hiyerarşik bir yapı izleyerek devam etmektedir. Bu değişim süreci; eğitim politikalarında etkileşimli bir öğrenme mekanizmasının kullanılması ve yansıtılabilmesi gerçeğini oluşturmaktadır. İyi bir etkileşimli öğrenme beraberinde yeni yeni kavramlar, örüntüler, şemalar ve yapılar getirir. Öğrenme; daha fazla bilgiyi keşfetmek değil, farklı şemalar ve yapılar yoluyla bu iki bilgiyi ilişkilendirmektir(Brooks ve Brooks,2001). Buradan da hareketle var olan bilgilerin ortaya çıkması, belirli oranlarda mutlak bir etkileşimle gerçekleşir. Amaç iyi bir etkileşim neticesinde, oluşan hibritleşmiş kavramları ortaya çıkarabilmek olmalıdır.

Öğrenmeyi bir boyut olarak kabul edersek kendi aralarında hibritleşmiş dallar öğrenme sürecinin etkinliliğini ve verimliliğini artırmak için bir köprü vazifesi görürler. Birbiriyle bağımlı ve hibrite olmuş derslerin başında matematik ve fen bilimleri gelir. Nitekim bugün fen bilimlerinin birçok alanında matematik tüm azameti ile kendini hissettirir. Fen bilimlerini matematiğin temelinde; deney ve gözlem ürünlerinin bir sonucu olarak nitelendirebiliriz. Fizikteki temel yasalar deney ve teori arasında bir köprü görevi yapan matematik dili ile ifade edilmektedir. Bu nedenle, fizik yasalarının ifade edilmesinde ve karşılaşılan problemlerin çözümünde matematik bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü matematik tüm zihinsel etkinlikler için vazgeçilmez bir başlangıç, bilimsel, teknolojik yenilik ve gelişmeler için gereken ortak bir dildir(Ersoy,1998).

Davison, Miller, and Metheny (1995) fen bilimi ve matematik hibritleşmesinin beş tipini teşhis ettiler. Bunlar ilk olarak disiplinler arasındaki memnuniyet, ikinci olarak matematik ve fen bilimini kavrama, üçüncü olarak fen bilimi ve matematikte kullanılan ölçü birimi, dördüncü olarak fen bilimi ve matematiğin model oluşturdukları teknikler, son olarakta fen bilimi ve matematik dilinin birleşmesi. Disiplinler arasındaki memnuniyet yürütülebilir bir birlikte önemli unsundur. Burada belirtilen husus; elde etmeye çalıştığımız ürünün verimli bir şekilde ortaya çıkarılmasında disiplinler arası etkileşimin niteliğidir. Çünkü birliktelik sağlanacak dallarda ihtiyacı giderebilecek bir etkileşim faydalı olur. Eğer birliktelikte karşılıklı olarak gereksinimleri gideremeyen bilimler etki alanlarını azaltırlar.

Örneğin fen bilimleri müfredatında yer alan fotosentez kavramı öğrencilere öğretilirken, matematik müfredatında yer alan denklemler kavramı da öğrencilere öğretilmeli ki fen bilimindeki ihtiyacın matematik bilimiyle karşılanması sağlanmalıdır. Öğrencilerin fen bilimi ve matematiği kavramaları bir bütün halinde olmalıdır. Bu durum kavramlar arasındaki geçişlerde öğrencilerin fen bilimi ve matematik bilimini aynı ortam içerisinde tatmalarıyla sağlanabilir.

Fen bilimi ve matematikte kullanılan ölçü birimi ise değişkenlerin değer derecesi üzerindeki etkisidir. Yüzde ve ölçü olarak bir ayrım yapmamız yanlış olur. Buradaki ölçü öğrencilere aktarılan fen bilimleri ve matematiğin öğretilmesinde her iki alanın öğrenme üzerindeki etkisini belirtir. Fen bilimi ve matematiğin model oluşturduğu teknikler öğrencilerin öğrenme ortamında yeni bir öğrenme modeli ile yüzleşmesi olarak nitelendirilebilir. Burada dikkat edilecek en önemli nokta fen bilimi ve matematiği öğrencilere aktarırken her iki alana da eşit mesafede bir modeli sunabilmektir. Son alarak belirtilen nokta ise dildir. Hem matematik dili hem de fen biliminin dili kullanıldıkları alanlar içerisinde önemini hep korumuştur. Fakat bu bilimlerin birlikteliği sonucunda ortak bir dil meydana gelir ki bu durum yeni bir oluşumun sonucunda ortaya konulan bir üründür.

İyi hibrite edilmiş bir eğitim ortamında öğrenci istek ve merak duygusunun gelişimine katkıda bulanacak durumlar olmalıdır. Beane (1996) dört özellikte tümlevlemeyi tanımladı; ilk olarak bir problemlerin çevresinde organize edilen müfredat programı ikinci olarak bilgi içeriğinin gerçek dünyadaki kişisel ve sosyal bağlamdaki önemi, üçüncü olarak geçerli bir problem durumu, son olarakta bilgi ve problemlerin uygulanması adına projeler ve etkinlikler.

Yukarıdaki şekilde bağımsız matematik, bağımsız fen teknoloji-toplum, matematik merkezli, fen teknoloji-toplum merkezli ve matematik ve fen teknoloji toplumun eşit olarak ele alındığı bir eğitim ortamı şematize edilmeye çalışılmış, hibrite edilmiş fen teknoloji-toplum ve matematiğin merkezde yer aldığı gösterilmiştir. Bağımsız matematik yalnız matematik bilgilerinin yer aldığı tek disiplin alanıdır. Öğrencilere aktarılan bilgiler matematikle sınırlı ve kendi alanının dışına çıkmaz. Bağımsız fen teknoloji-toplum, bağımsız matematikte de belirttiğimiz üzere; yalnız fen bilimleriyle ilgilenir. Kendi sınırları dışına çıkmaz. Matematik merkezli öğretimde ise matematik kavramları fen aktiviteleri ile, fen teknoloji-toplum merkezli öğretimde ise matematik aktiviteleri ile desteklenen bir öğretim anlayışı hakimdir. Bizim üzerinde durduğumuz ve araştırdığımız kısım ise matematik ve fen teknoloji-toplum öğretiminin eşit olduğu kısımdır. Burada fen ve matematik aktivitelerinin hibritleşmesinin yanında öğrenciye aktarılacak bilgilerde bir yapı oluşturacak şekilde hibritleştirilmiştir.

c) Hibritleşmiş Öğrenmenin Avantajları
Her geçen gün bilgi alış-verişi biraz daha hızlı ve sitemli olarak artmaktadır. Bu ilişkisel döngüler bir birini tamamlayarak, birbiriyle bağımlı ve sezgisel olarak devam etmektedir. Öğrenmenin yapısını oluşturan bu ilişkisel döngüler hiçbir zaman bağımsız olma başarısını gösterememiştir. Nitekim bu gün fenden matematiğe, teknolojiden bilişim çağına, kültürden sanata, tarihten coğrafyaya, ekonomiden siyasete, üretimden tüketime hemen hemen her dalda ilişkisel birliktelikler kendini hissettirir. Bu orada önemi koruyan öğrenme kavramı ise bu birlikteliklerin meyvesini oluşturur diyebiliriz. Öğrenme, birey ve çevre arasındaki etkileşim sonucu oluşan kalıcı izli davranış değişimi, alışkanlık kazanma ve nörofizyolojik bir süreç olarak kabul edilmektedir. Bu süreç, sosyal çevrede meydana gelen bir olay ve öğrencinin geleneksel etkinliklere artan şekilde katıldığı kültürlenme sürencinin bir parçası olarak da algılanmaktadır (McCormick vd,1996:4; Wertsch ve Toma, 1995:167).

Berlin and White's (1994) tümleşik fen bilimi ve matematik model anlayışlı işlemlerin öğrenme yollarında etkili olduğunu çünkü odaklanan düşünme becerisinin içerik, bilgi, tutum kavrayışlar ve stratejiler üzerinde gelişime sebep olduğunu vurgulamaktadırlar. Hibritleşmiş bir müfredat programında öğrencilerdeki öğrenme potansiyelin gelişimine katkı bulunacak bir olgunun dışında, hibritleşmiş bir ortamdaki öğrenmenin avantajlarını şu şekilde sıralayabiliriz;

√ Disiplinler arası bağlantıları kullanarak öğrencilerin soruşturma becerilerini geliştirir,
√ Öğretmen ve öğrenciler arasında karar verme, sorular yöneltme ve stratejiler geliştirmede yol gösterir,
√ Demokratik bir ders ortamının oluşturulmasını sağlar,
√ Öğrenciler arasındaki etkileşimi geliştirerek, ürün oluşturmada, dram ve iletişimde fırsatlar ortaya koyar,
√ Düşünce ve kültürün çeşitliliğine yardımcı olur,
√ Sözlü haberleşme, gözlem içeren kaynakları kullanmak için öğrencileri teşvik eder.
√ Öğrenme için dil birlikteliğinin yanında sembol sistemlerin gelişmesini sağlar,
√ Her iki dalın değerlendirme işini tayin eder.

Fen bilimlerin içerisinde yer alan ve matematikle hibrite olmuş optik, elektronik, elektrostatik, basınç, fotosentez, kemosentez, kimyasal bağlar, kimyasal tepkimeler, ısı, sıcaklık, organik bileşikler, ses, güneş sistemi, maddenin yapısı, kuvvet, hareket vb. bir çok dallar örnek olarak gösterilebilir. Matematiği bir araç olarak kabul edersek bütünleştirilmiş öğrenme ortamlarında dersler arasındaki geçişte hibritleşmiş konuların göz önünde bulundurulması gerekir.

Çünkü öğrenci ihtiyaç ve gereksinimlerinin dikkate alındığı bir eğitim sisteminde alt basamaktaki kazanım ve davranışların edilememesi durumunda bir üst öğrenim basamağına geçebilmek çok zordur. Eğitim sistemimizdeki bu gerçekliğine şöyle bir örnek vermek mümkündür; bugün milli eğitim sistemimizde ilköğretim fen-teknoloji dersinde yer alan ve 7.sınıf öğrenme programında “ya basınç olmasıydı” ünitesi ile yine milli eğitim sistemimizde ilköğretim 7. sınıf matematik öğretim programında yer alan oran-orantı üniteleri bir biri içerisinde hibritleşmiş ünitelerdir. Öğrencinin matematikte “oran-orantı” ünitesinin niteliklerini taşımaması ve kazanımlarını edinememesi durumunda fen-teknolojideki ya basınç olmasaydı ünitesindeki kazanımları da edinebilmesi oldukça zordur.

Ayrı ayrı dersler halinde verilen ünitelerin koordinasyonunu sağlamak da oldukça zor olmaktadır. Bugün eğitim sistemimizde bu gerçeği yaşamakta ve görmekteyiz. Bütünleştirilmiş bir eğitim politikası çerçevesinde bir ürünün bütün parçalarını sırası ve sistematiği içinde daha verimli bir şekilde sunulması, dersler arasındaki etkileşimi dada etkin hale getirecektir. Bu durum öğrencilerin problemi ya da görevi bütünüyle sahiplenmesine ve özgün bir çözüm geliştirebilmesine, öğrenciye sunulan eğitsel etkinlikler bir göreve yada probleme bağlanarak öğrencinin kendi anlam yapılarını oluşturabilecek özgün bir görev biçiminde verilmesine, öğrencinin düşünmesini zorlayacak ve destekleyecek öğrenme ortamlarının tasarlanmasına, öğrencinin farklı bakış açılarını test etmesine, öğrencinin kendi bilişsel yapılandırma yeterliliklerini gelişmesine olanak sağlayacak kendi yaşam ortamları ile ilişkili okul ve çevre koşullarına uygun gerçek etkinlikler tasarlanmasını hızlandırmasını kolaylaştıracaktır.

Öğrencilere sunulan malzemenin özümsenmeden, ilişkilendirilmeden ve farklı alanlar içindeki önemi vurgulanmadan aktarılması öğrenme düzeyinin düşük olması nedenlerinin başında gelir. Matematikte herhangi bir kavramla ilgili kazanım, yeni bilgi ile öğrenilmiş olan bilginin uygun bir şekilde ilişkilendirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır(Skemp,1971). Bu durum kendi içerisinde anlamlandırılmış bir öğrenme ortamın farklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

d) Hibritleşmiş Bir Müfredat Programı Nasıl Olmalıdır?
Hibritleşmiş bir müfredat programı disiplinler arası öğretim konulu bir sinerjidir. Yapılandırılmış öğretim ortamında ve bilimler arasındaki bağlantıların oluşmasında bir yol göstericidir. Hibritleşmiş bir müfredat programını daha iyi tanımlamak için bilimler arsındaki ilişkilerin niteliğine bakmak gerekir. Hibrite edilmiş bir müfredat programında tümleşik bir çalışma hakimdir. Çocuklar konular arasındaki bağlantıları kurar, çevrelerinin yönlendirmesi ile genel olarak bilgiyi keşfeder (Humphreys, Post, and Ellis 1981).

Hibritleşmiş bir müfredat programında öğrencilere iletişim, sanat, doğa bilimi, matematik, sosyal bilimler, müzik ve spor gibi dallar arasında bağlantılar kurabilecek imkanlar sunulmalıdır. Sürdürülebilir hibrite edilmiş bir müfredat programında öğrencilerin geliştirdikleri becerileri ve bilgileri bir bölgeden geçirip daha fazla alanlarda uygulamalarına olanak sağlanmalıdır.

Humphreys, Post, ve Ellis (1981) hibrite edilerek kararlaştırılmış müfredat programında şu özelliklerin olması gerektiğini vurgulamışlar;

√ Müfredatlar arasında subjektif olarak rehberlik etmeli,
√ Müfredat programında yer alan etkinlikler ve değerlendirmeler geliştirilen bir model halinde sunulmalıdır,
√ Bağlantı içerikleri zengin olduğu kadar yansız olmalı,
√ Değerlendirme etkinlikleri birbiri içerisinde geçişmeli olmalı,
√ Tüm müfredat içerisinde yer alan örnekler rehberlik edebilmeli.

Takım deseni haline ilişkili, takviye edilebilen ve uygulamalı bir müfredat programı olmalıdır. Öğrencilerin çabuk algılanmasına fırsat tanıyan, kavramlar arasındaki becerileri sinerjik halinde aktarabilen bir yapıda olmalıdır. Elde edilen sonuçlar öğrencilere aktarılan öğretim programıyla uyuşmalı, öğretme programındaki geçişler hiyerarşik bir yapı izlemelidir.

Aşağıda şekilde hibrite edilmiş bir öğretim durumu şematize edilmeye çalışılmıştır. yalnız fen bilimi ve matematik alanı değil diğer alanlarda hibride edilmiş bir öğretim durumunda göz önünde bulundurulmuştur. Disiplinler arası bağımsız bir anlayışın benimsenmediği, etkileşimli bir ortamda meydana gelecek öğenim durumunun diğer disiplinler arasındaki geçişleri belirtilmeye çalışılmıştır.

Disiplinler arası bir müfredat programı olan hibrite edilmiş müfredat programı bilgileri örgütleyen, konuların odağı olan ve enli bir çalışmanın ürünüdür(Good,1973). Birden fazla dilin bir araya gelerek öğrencilere sunulduğu bu programda birçok envanterle bulunması da öğrencilerin gerçek dünya içerisindeki yer alınmasında önemli bir paya sahiptir. Projelerde oluşacak zenginlik birleştirilmiş öğretim ortamında başarıyı artıracaktır. Hibritleşmiş bir müfredat programında yer alacak en önemli hususta öğrencilerin yeteneklerini hayata geçirebilecek bir güven duygusu verebilmesidir. Hibrite edilmiş bir müfredat programında genel olarak şu durumların yer alması gerekir;

√ Konuların bir kombinasyonu,
√ Projelerdeki bir vurgu,
√ Ders kitaplarının ötesinde giden kaynaklar,
√ Kavramların arasında ilişkiler,
√ İlkeleri örgütleyen ünite konuları,
√ Esnek özet plan,
√ Esnek öğrenci gruplandırma.

SONUÇ VE ÖNERİLER
Bu araştırma sonucunda;

• Yapılan çalışmalar ışığında; fen konularının öğretilmesinde, hibrite edilmiş matematik öğretiminin uygulanması, öğrencilerin alanlar arasında ilişki kurma becerilerini geliştirebilmelerine katkı sağlar.

• Hibrite edilmiş bir öğrenme ortamında öğrenciler alanları arasında uygulama yapabilme yeteneklerini geliştirir.

• Hibrite edilmiş öğrenme ortamında öğrenciler; öğrenme ürünlerini oluşturmada yapılandırmaya gidebilme ve farklı alanlarda bunu ortaya çıkarabilme yetilerini geliştirirler.

• Hibrite edilmiş öğrenme ortamında öğrenciler; kendi duygu ve düşüncelerini ifade ederken çalışma sonuçlarının alanlar içindeki önemini kavrayabilirler.

• Hibrite edilmiş öğrenme ortamındaki öğrenciler; matematik ve fen aktivitelerini destekleyecek kavramlar arasındaki ilişkileri görebilme mantığını oluşturabilme fırsatını yakalarlar.

• Hibrite edilmiş öğrenme ortamında öğrenciler; öğrenme ürünleri sonucunda eğlendiği kadar düşünme yetisini geliştirebilme imkanı yakalar.

• Matematik ve Fen düşünme düzeylerini kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebilme ve yönlendirebilme,

• Plan yapma, strateji geliştirme, bağımsız olarak çalışabilme veya davranabilme yeteneklerini alanlar arasında uygulayabilmeyi hibrite edilmiş bir öğrenme ortamında ortaya çıkarırlar.

• Hibrite edilmiş bir öğrenme ortamı sayesinde; yaratıcı, esnek ve eleştirel düşünebilme ile mantıksal çıkarımlarını alanlar arasında aktarabilme olanağını elde ederler gibi özelliklerin öğrencilere kazandırılması beklenmektedir.

Öğrencilerin yalnız bir alanda gerçekleştirdikleri eğitim ve öğretim süreci mümkün olduğu kadar alanlar arasına dağıtılmalı ve bütünleştirilmelidir. Öğrencilerin öğrenme sürecide deneyimlerini kullanabileceği, hem matematik hem de fen teknoloji-toplum alanlarında etkileşim kurma olanağı bulabileceği, bu olanağı aynı ortam içerisinde yakalamasına fırsat veren bir eğitim anlayışını, sistemimin bir gerekliliği haline getirmeliyiz. O halde etkili bir eğitim modelinin geliştirilmesinde; gerek farklı dinamiklerin etkinliğini, gerekse bir süreç dahilinde öğretilebilecek müfredatın bu ilkelerle uyuşabildiğini göz önünde bulundurmamız gerekir.

KAYNAKLAR
1. Akgün , Ş. (2001). Fen Bilgisi Öğretimi. (7. baskı), Giresun: Pegem A yayıncılık.

2. Altun, M., (2002). Matematik Öğretimi Kitabı. İstanbul: Alfa Yayın Dağıtımı.

3. Ayaş, A. & Akdeniz, A.R. (1993). Development of The Turkish Secondary Science Curriculum. Science Education 77 (4), 433 – 440.

4. Beane, 1 (1996). On the shoulders of giants! The case for curriculum integration. Middle School Journal. 28,6-11. (September 1996).

5. Beeth, E. M.& McNeal, B.(1999). Co-Teaching Science and Mathematics Methods Courses. http://209.85.129.104/search?q=cache:ykxZ5GpHM08J:www.ed.psu.edu/CI/Journals/1999AETS/Beeth_McNeal.rtf+CoTeaching
+Science+and+Mathematics+Methods+Courses.&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1. (12 Aralık 2006).

6. Berlin, Dona, F.(1994). The Integration Science and Mathematics Education. School Science & Mathematics Academiz Periodical. 00366803,, Vol. 94, Issue 1.(June 1994).

7. Davison, D. M., Miller, K. W., & Metheny, D. L. (1995). What does integration of science and mathematics really mean? School Science and Mathematics. 95(5), 226-230.(May 1995).

8. Dede, Y. & Yaman, S.(2003). Fen ve Matematik Eğitiminde Proje Çalışmanın Yeri, Önemi ve Değerlendirilmesi. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi. Cilt:23, Sayı:1.Syf:117-132.(2003).

9. Ersoy,Y.(1998). Okullardaki Matematik Öğretimi ve Eğitimi: Ders Öncesi Hazırlıklar ve Etkinlikler. Çağdaş Eğitim Dergisi,244 (Haziran 1998).

10. Humphreys, A.; Post, T.; and Ellis, A. Interdisciplinary Methods: A Thematic Approach. Santa Monica, CA: Goodyear Publishing Company, 1981.

11. Kaptan, S. “Bilimsel Araştırma ve İstatistik Teknikleri.” (Geliştirilmiş 11. Kastamonu Eğitim Dergisi. Cilt:12, No:1, syf:97-104.(Mart 2004).v 12. McCormick, R., Murphy, P., Hennessy, S., and Davidson., M.,(1996). Research on Student Learning of Designing and Problem Solving in Technology Activity in Schools in England. Paper Presented to American Research Association Annual Meeting. New York.8th-11th. April

13. Milli Eğitim Bakanlığı.(2005).İlköğretim Fen ve Teknoloji Dersi (6,7 ve (.Sınıflar) Öğretim Programı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı. Syf:3-83.Ankara.

14. Sarıkaya, Y.(1993). Fizikokimya. 5.baskı syf:940. Ankara. Gazi Büro Kitapevi.

15. Skemp , R. R. (1971). The Psychology of learning mathematics, Penguin Books, Middlesex, England.

16. Türk Dil Kurumu. (1983). Matematik Terimleri Sözlüğü. (1. Baskı). Hazırlayanlar: Doğan Çoker - Timur Karaçay. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları: 508.

17. Ültanır, G. “Karşılaştırmalı Eğitim Bilimi: Kuram ve Teknikler.” Ankara. Eylül Kitap ve yayınevi. (2000).

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir