[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Aralık 2008, Cilt 8, Sayı 4, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
…her yerdeki üniversite
Giriş
Bu çalışmayla, üniversite reformu veya Türk Üniversitesinin yeniden kurulması gibi farklı şekillerde tanımlanan İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş süreci, günümüz Türk üniversitesinin karşılaştığı sorunların çözümüne katkı yapabileceği düşüncesinden hareketle farklı bir yaklaşımla irdelenmesi hedeflenmiştir. Cumhuriyetin, ilk üniversite kurma deneyiminin çözümlenmesiyle elde edilecek sonuçların, bugün yaygın kabul gören her yere üniversite açma düşüncesiyle ilişkilendirilmesi ayrıca konuya farklı bir önem yüklemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş yıllarında toplumsal yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi eğitim alanında da değişim ve dönüşümün gerektirdiği yenileşmeye dönük önemli adımlar atmıştı. Özellikle, ‘eğitimin birleştirilmesi' amacıyla yapılan yasal düzenleme, o dönem olduğu gibi bugün de aynı yaşamsal değeri taşımaktadır. Çağdaş Türkiye'nin yaratılmasında önemli bir yeri olacağına inanılan üniversiteye, kendi değişim sürecini gerçekleştirebileceği düşüncesiyle herhangi bir müdahalede bulunulmamıştı. Öyle ki bu tutum, dönemin kuramcı, uygulayıcı ve yöneticileri arasında derin görüş ayrılığına neden olmuştu.

Başgöz (1995) bu döneme ilişkin tartışmadaki tarafları, reformcular ve özerklikten yana olanlar şeklinde tanımlamaktadır. Reformculara göre darülfünun da tıpkı öteki Osmanlı kurumları gibi geçmişin kötü bir mirasıdır ve kendi haline bırakılmamalıdır. Kendi haline bırakılması, geri kalmışlığını ve tembelliğini sürdürmesi anlamına gelecektir. Özerklik adına darülfünuna karışmamak, gerçekte, üniversiteye hakim olan bilgisizliğe, çeşitli menfaatlerle birbirine sarılmış profesör kliklerine ve tembelliğe karışmamak demektir. Türkiye Cumhuriyeti buna göz yumacak durumda değildir. Özerklikten yana olan ikinci grup ise üniversiteye karşımanın şiddetle karşısındadır ve üniversite gelişmesini ve ilerlemesini yine, ancak darülfünundan beklenmeli görüşündedir. Onlara göre üniversite demek özerklik demektir ve politikacıların düzeltmek amacıyla üniversiteye yapacağı her karışma, durumu daha da olumsuz hale getirmekten başka bir sonuç vermeyecektir.

…kısa bir kuruluş öyküsü
Bilindiği gibi Cumhuriyetin ilk on yılında bu görüşlerden ikincisi hakim olmuş ve üniversite, Osmanlıdan taşıdığı yapı, kültür ve işleyişiyle yaşamını sürdürmüştür. Ne zamanki, cumhuriyetin değişim ve dönüşüm ülkü ve eylemlerine katkı vermediği görüşü genel kabul görmüş ve üniversitenin saygınlığına uygun bir gelişim göstermediğine inanılmış, işte o zaman, İstanbul Darülfünunu'n kapatılması ve yeni üniversitenin kurulması gündeme gelmiştir.

Özellikle üniversitenin; Atatürk'ün, hiçbir zaferle kıyaslanamayacağını belirttiği alfabe devrimine karşıtlığı dağ gibi yerinden sarsılmaz olmasına (Topuz 2004) rağmen, özerkliğinin korunması konusunda gösterilen hassasiyet, bugün bile önemli dersler çıkarılabilecek bir tutum olarak değerlendirilebilir.

İstanbul Üniversitesinin kuruluşuna ilişkin kronoloji ve yasal düzenlemeler, ilgili literatürde yaygın bir şekilde yer almaktadır. Dolayısıyla bu yazıda, kuruluş sürecinin kronolojisinden çok kuruluşun gerekçeleri, yöntemi ve beklentilerden kısaca bahsedilmiştir.

1932 yılında Cenevre Üniversitesi pedagoji profesörlerinden Albert Malche, İstanbul Darülfünunu'n mevcut durumu hakkında gereksinim duyulan çalışmayı yapmak üzere Türkiye'ye davet edilir. Araştırma için gerekli görüşmeler sonrasında çalışma başlatılır ve sonuç raporu aynı yıl ilgililere teslim edilir.

Aşağıda, 1939 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor adıyla yayınlanan bu raporda yer alan bazı tespit ve öneriler ile kuruluş yıllarında İstanbul Üniversitesinde daha sonra da Ankara Üniversitesi'nde çalışmış olan bir başka yabancı profesörün konuya ilişkin düşüncelerine yer verilmiştir.

…mevcut duruma ilişkin;

• üniversitede yeterli düzeyde bilimsel çalışma yapılamamaktadır,
o üniversitenin ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yetiştirilememesi,
o derste aktarılanların ansiklopedik bilgi düzeyinde olması,
o Türkçe kaynak olmayışı,
o tekrarlanan bilgiler,
o tercümelerin tez olarak kabul edilmesi,
o kütüphanelerin yetersizliği,
o bilgilerin ezberletilmesi,
o araştırmalara olanak sağlanmaması,
o laboratuarların yetersizliği,
…sonuç ve öneri başlığı altında;

• bilimler durağan kabul edilmemelidir,
• geleneksel aktarma yöntemlerinden vazgeçilmelidir,
• üniversiteni bilimsel düşünceyi yaratmakla yükümlü olduğu unutulmamalıdır,
• bireysel araştırma yoluyla öğrenilmelidir,
• temel ve orta öğretimden kaynaklı öğrenci yetersizlikleri giderilmelidir.

Türkiye'de üniversitenin kuruluş yıllarında görev yapan çok sayıda yabancı öğretim üyesinden birisi olan Hicks, Türk üniversitesinin kuruluşunda egemen olan ilkeyi; …kurulacak üniversite; meslek yüksek okulu olmayıp, Batı Avrupa Üniversitelerinin ayarında, gerçeği araştıran ve derinleştiren, bilgiyi toplayan, düzenleyen, çoğaltan ve yayan bir bilimsel örgüt olacaktır (Hicks 2008) şeklinde açıklamıştır.

75 yıl öncesinde kurulacak üniversiteye ilişkin benimsenen bu yaklaşım, bugün her yere üniversite kurucularına özenle hatırlatılması gereken bir değer taşımaktadır.

…yıl 1933,
…ve genç Türkiye Cumhuriyeti üniversitesini yeniden kuruyor,
…genç cumhuriyetin kurduğu yeni üniversite, dönemin ulusal ve uluslararası siyasal, ekonomik ve ideolojik koşullarının paradoksal yansımalarının bir sonucu olduğu (Timur 2000) görüşü ifade edilse de kuruluş sürecinde;

• bilimsel davranılıyor,
• etkili bir çözümleme yaptırılıyor,
• bazı kaygılar taşınıyor,
• bazı hassasiyetlere dikkat ediliyor,

• … …ve yıl 2008,
…geçen 75 yıllık sürede Türk üniversitesinde kuruluş döneminin yapısal soruları, güncel bazı farklılıklarıyla devam etmektedir.

…bugün Türkiye Cumhuriyeti, üniversitesini heryere taşıyor, açıyor, kuruyor. Ancak, bütün bunları, ilk cumhuriyet üniversitenin kuruluşu sürecinde gösterilen duyarlıktan uzak bir anlayışla gerçekleştiriyor.

…kaçık uyarılar
… üniversitenin bilim üretme işlevi tehlikeli bulunursa, heryere üniversite açılarak üretilen tehlikesiz bilim üreticileri istihdam edilerek tehlikesiz bilim ürettirilebilir.

…üniversitenin ortak insanlık geleceğini ürettiği kavranılamazsa, heryere üniversite açılarak günlük üretime dönük işletilebilir.

…üniversitenin geleneksel işlevleri eskimiş kabul edilirse, heryere üniversite kurularak üniversiteye girişimci bir işlev yüklenebilir.

…üniversiteye güven duyulmazsa, heryere üniversite açılıp büyütülerek içi boşaltılabilir.

…üniversite kontrol altına alınamazsa, heryere üniversite kurulup çoğalarak ele geçirilebilir.

…üniversiteden korkulursa, heryere taşınıp parçalanarak zayıflatılabilir.

…üniversitenin toplumsal sahipliği anlaşılamazsa, heryere açılarak paylaşılabilir.

…üniversitenin özgürlüğü rahatsız ederse, heryere kurularak üzerinde mahalle baskısı yaratılabilir.

…üniversitenin içi okunulamazsa, heryere üniversite açılarak tabelaları okunabilir.

…üniversitenin erdemli bireyler yetiştirme amacıyla yetinilmezse, heryere üniversite açılarak meslek yönelimli bir yapıya dönüştürülebilir.

…üniversitenin evrenselliği anlaşılamazsa, heryere üniversite açılarak yerelleştirilebilir.

…üniversitenin evrensel sahipliği anlaşılamazsa, herkese üniversite açtırılarak ideolojilere teslim edilebilir.

…üniversitenin geçmiş ve geleceğin bileşimi olduğu anlaşılamazsa, heryere üniversite açılarak sahiplenilebilir.

…üniversitenin ürettiği bilimin değeri anlaşılmazsa, heryere üniversite açılarak kâr-zarar cetveliyle takip edilebilir.

…üniversitenin ürettiği bilimin değeri ölçülebilir kabul edilirse, heryere açılan üniversitenin kâr elde etmediği sanılan -hesaplanan- bilimsel alanlar kapatılabilir.

…üniversitenin zenginliği yeterince algılanamazsa, çalışanlar üniversite dışında zenginlik arayışına zorlanabilir.

…üniversitenin eskiyerek verimsizleşen bir örgüt olduğu düşünülürse, heryere üniversite kurarak gençleştirilebilir.

…üniversitenin etkililiği kısa süreli algılanır ve ölçülmeye kalkılırsa, heryere üniversite kurarak şirket yapılanmasına dönüştürülebilir.

…üniversite mensuplarının yeterliklerine inanılmazsa, heryere üniversite kurularak kadroları defterdarlık ve muhakkikliklerce desteklenebilir.

…üniversite büyüklüğü öğrenci sayısıyla belirlenirse, heryere üniversite açılarak üniversite büyütülebilir.

…bilim insanının yeterlikleri yeterli görülmezse, yeni unvanlar oluşturularak bilimciler birbirine bağlanabilinir.

…bilim insanının yansızlığından rahatsız olunursa, yandaş bilimciler üretilebilir.

…üniversitede etik ihlaller önemsizleşirse, üniversite, unvanları üzerinden aşağılanabilir.

…üniversitenin bildirdiği görüş beğenilmezse, bilimciler ceberut olarak tanımlanabilir.

…üniversitenin kafa karıştırdığı düşünülürse, tek tipleştirilebilir.

…üniversitenin kendini yönetemeyeceğine inanılırsa, sürekli üst ve alt kurullar oluşturularak üniversite durağanlaştırılabilir.

…üniversitenin saygınlığı yok edilmek istenirse, ulemaya başvurulabilir.

…üniversite güncel bir ekonomik araç olarak kabul edilirse, heryere üniversite açılarak istihdam yaratılabilir.

..üniversiteyi fiziksel bir olgu olarak algılayıp heryere inşa edilirse, üniversite anlamından uzaklaştırabilir.

…yasal metinlerle üniversite üretme benimsenirse; yasama yetkisini ele geçirenlerce her dönem, geleneksel olarak üniversite üretilebilir ve açılan üniversite sayısıyla övünülebilir.

…yasal metinlerle üniversite üretme benimsenirse, yasayla bilim insanı üretimi de gerçekleştirilebilir.

…üniversiteye döner sermaye kurulmasında bir sakınca görülmezse, üniversite sermayeye dönüştürülebilir.

…üniversitenin ürettiği bilimin evrenselliğine inanılmazsa, üniversiteye açılan teknoparkla üniversite birileri için güzelleştirilebilir.

…gereksiz kaygılar
Üniversiteyi sayısal olarak çoğaltmak, büyütmek, onu işlevleriyle birlikte her yere taşımak bütün toplumların özlemidir. Ancak bu özlemi gerçekleştirebilmek oldukça güç bir iştir ve büyük bir bilimsel birikim gerektirir.

Yetersiz bilimsel kadro, yetersiz alt yapı, yetersiz destekleyici birim, yetersiz koşullarla, üniversite heryere taşınırsa; üniversite, üniversite olmaktan çıkabilir.

Üniversite, işlevleriyle birlikte her yere taşınabilir ve de taşınabilmelidir. Ancak, temel işlevlerinden uzaklaştırılmış üniversite, her yere taşınır, kurulur, açılırsa, üniversiteye ilişkin toplumsal anlayış değişebilir.

Üniversite kendini büyütebilir, geliştirebilir, yaygınlaştırabilir, yenileyebilir, yüceltebilir. Ancak, herhangi bir yere, bölgeye ait hale getirilmek istenirse, sözcük anlamında var olan evrenselliğini kaybedebilir.

…üniversite değersizleştirilirse, bilim ve bilimci değersizleşebilir,
…bilim ve bilimci değersizleşirse ne mi olur?
…her şey ortada, görülüyor işte…

…kaynakça
Başgöz.İ. (1995). Türkiye'nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara.

Hirsch. E. E. (2008). Anılarım. 11.Basım. Çev:F. Suphi. TÜBİTAK Yayınları. Ankara.

Malche. A. (1939). İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor. Devlet Basımevi. İstanbul.

Timur. T. (2000). Toplumsal Değişme ve Üniversiteler. İmge Kitabevi. Ankara.

Topuz. H. (2004). Devrim Yılları. Remzi Kitabevi. İstanbul.

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir