[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Mart 2008, Cilt 8, Sayı 1, Sayfa(lar)
[ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
Yükseköğretimde Yeni Bakış Açılarıyla Birlikte Yeni Kurulan Üniversitelerden Beklenen İşlevler (Giresun Üniversitesi Örneği)1
Yrd. Doç. Dr. Güven ÖZDEM, Yrd. Doç. Dr. Enver SARI
Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü
Giriş
Yükseköğretimin geleneksel işlevleri arasında bulunan araştırma ve öğretimin yanında, günümüzde küreselleşme süreci ile birlikte yükseköğretimin farklı işlevleri de ortaya konmaya başlamıştır. Küreselleşme süreciyle birlikte yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliği de değişime uğramıştır. Böylece yükseköğretim politikaları neoliberal bakış açısıyla şekillenmeye başlamıştır. Bu araştırmanın amacı, yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte yeni kurulan üniversitelerden (Giresun Üniversitesi Örneği) beklenen işlevlerin neler olduğunu yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarının (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) görüşlerine dayanarak saptamaktır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem seçiminde ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda 4 sivil toplum kuruluşu temsilcisi, 4 yerel yönetici, 2 Sendika Temsilcisi ve 3 Siyasal parti il başkanı olmak üzere 13 kişilik örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırma için görüşme formu hazırlanarak yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarıyla görüşme yapılmıştır. Görüşme formunda görüşmecilere yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte Giresun Üniversitesinden bekledikleri işlevlerle ilgili sorular yer almıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak için yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeciler üniversitenin esas işlevinin eğitim ve öğretim yapmak olduğunu belirtmekle birlikte, görüşmecilerin tamamına yakın bölümü illerinde kurulan üniversiteden, bölge sorunlarının çözümüne yönelik araştırmalar yapmasını, yörenin ekonomik gelişmesine katkı sağlamak için yöre sivil toplum kuruluşlarıyla (ekonomik kuruluşlar) birlikte projeler hazırlamasını ve yörenin kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümlere yer verilmesini beklemektedirler. Küreselleşme süreciyle birlikte yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliği de değişime uğramış veya yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevler artmıştır. Böylece yükseköğretim politikaları yeni bakış açılarıyla birlikte şekillenmeye başlamıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların bu söylemlerden etkilendiği ve bu süreç doğrultusunda yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin şekillendiği görüşmeler sonucunda belirlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Yükseköğretim, Dış paydaşlar, Üniversitenin İşlevleri.

Yükseköğretimin geleneksel işlevleri arasında bulunan araştırma ve öğretimin yanında, günümüzde küreselleşme süreci ile birlikte yükseköğretimin farklı işlevleri de ortaya konmaya başlamıştır. 1980' li yıllarla birlikte, dünyada birbiriyle ilişkili üç önemli gelişme gözlenmiştir. Bunlar; (1) yaşam boyu eğitime artan gereksinim (2) bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişimler, (3) küreselleşmedir. Bu gelişmeler, genelde eğitim sistemini etkilediği gibi özelde yükseköğretim kurumlarını da etkileyerek yükseköğretim politikalarına yeni bakış açılarını beraberinde getirmiştir.

20.yüzyılın son evresinde dünyada yaşanan teknolojik ve sosyal gelişmeler, yaşam boyu eğitim ve bilgi toplumu kavramlarını ön plana çıkarmıştır. Bilgi toplumunda toplumun gerçek sermayesi ve zenginlik yaratan en önemli kaynağı bilgi olarak görülmeye başlanmıştır. Bu düşünce yapısının hegemonik güce dönüşmesiyle birlikte “bilgi” hızlıca metalaşmıştır. Bilgi toplumunda insanların öğrenmeye olan ihtiyaçlarının artması yaşam boyu eğitim kavramını ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme sürecinde geliştirilen eğitim politikalarında üniversiteler bu ihtiyaca cevap verebilecek kurumlar olarak gösterilmiştir. Yaşam boyu eğitim kavramının üniversitelerde gerçekleşebilmesi için üniversitelere bağlı sürekli eğitim merkezleri kurulmuştur. Böylece üniversiteler sürekli eğitim merkezleriyle hem yaşam boyu eğitim ve bilgi toplumuna uygun yapılandırılmış hem de kendilerine kaynak yaratabileceği yeni bir alan bulmuş olmaktadırlar.

Yükseköğretim kuruluşlarını doğrudan etkileyen gelişmelerden birisi de teknolojide görülen baş döndürücü değişim ve yayılmadır. Günümüzde teknoloji alanında değişim hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. İnsanın ateşi bulmasından pişirilmiş tuğlaya geçmesi bin yılda, tuğladan buhar makinesine geçiş süreci ise on bin yılda gerçekleşmiştir. Buhar makinesinden motora ve elektriğe geçiş için ise yüz yıl beklemek gerekmiştir. Elektrik santralinden atom piline sadece kırk yılda geçilmiştir (Versan, 1988, 11). Bilişim ve iletişim teknolojisindeki ilerleme sayesinde günümüzde artık bilginin üretilmesi ve yayılması daha kısa bir sürede gerçekleşmektedir.

Yükseköğretim kuruluşlarını ve yükseköğretim politikalarının doğrudan etkileyen gelişmelerden birisi de belki de en önemlisi küreselleşme olmuştur. 1980'li yıllar neo-liberal politikaların oluştuğu ve eğitimin özelleştirilmesi çalışmalarıyla sosyal devlet modeli ilkelerinden vazgeçilmeye başlandığı yıllar olmuştur. Küreselleşme denen bu çağda üniversiteler bilgi ticareti yapan kurumlar olarak şekillenmeye başlamışlardır (Başkaya, 1990, 63). Bu politikaların etkilerini 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunda da görülmektedir. Kanun, üniversite-sanayi ilişkilerini ön planda tutarak bu ilişkiyi teşvik edici düzenlemeler getirmiştir.

Dünyada küreselleşme politikaları sonucu üniversiteler, hangi derslerin okutulacağını, hangi araştırmaların destekleneceğini, hangi öğrenci profiline hizmet verileceğini belirleyen bir pazar haline dönüşmüştür (Lee, 2002,165). 2547 sayılı kanuna yönelik eleştiriler doğrultusunda yeni yükseköğretim yasa tasarıları hazırlanmıştır. Hazırlanan yükseköğretim yasa tasarılarında ve siyasal parti programlarında, üniversiteler bir işletme olarak düzenlenmekte pazarın ihtiyaçlarına yönelik ve kar amacı güden bir işletme haline getirilmek istenmektedir.

Bilgi toplumu ile birlikte toplumsal yaşamda gözlemlenen değişim, yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliğini de değişime uğratmıştır. Üniversite kurumunun ortaya çıkması ve Avrupa'da yayılmasıyla birlikte üniversitenin işlevleriyle ilgili tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. İnsanın doğaya egemen olma mücadelesinde, bilimsel devrimlerin yapılmasında üniversitelerin ve bilim akademilerinin önemli bir yeri vardır. Bu nedenle bazı kesimler üniversitenin misyonunu toplumu aydın, manevi ve ahlaki gelişmeye götürecek bir araç olan bilimi geliştirmek olarak göstermişlerdir (Akt: Yenal, 1999). Üniversiteleri bu işlevleri gerçekleştirmek üzere yapılanan ve gelişen batı üniversiteleri eğitim işlevleri yanında bilimsel araştırma, açık ve özgür düşünce üretimleriyle toplumsal gelişim merkezleri olarak batının gelişmesine hizmet ettiler. Bu nedenle üniversitelerin bilim üretmek ve bilim yaymak gibi iki klasik ve temel işlevinin bulunduğu fikri, geçmişte olduğu gibi bugün de tartışmasız kabul edilmektedir.

Türkiye eğitim sisteminde de üniversitenin bu amaç için benimsenmesi gerektiğine dair çalışmaların olduğu görülmektedir. 1932 yılında İstanbul Üniversitesi'nin kuruluşu hakkında bir rapor hazırlayan İsviçreli Profesör Albert Machle (1939) ve “Dünya Üniversiteleri ve Türkiye'de Üniversitelerin Gelişmesi” adlı raporu hazırlayan Ernst E. Hirsh (1998) bilim insanları raporlarında, üniversiteleri toplumsal düzende bilimsel anlayışı hâkim kılmakla yükümlü bir kurum olarak tanımlamışlardır.

Velidedeoğlu'na göre (1990) de üniversite sadece bir meslek okulu değildir, bilimsel araştırma merkezidir. Bireylere düşünmeyi, bilimsel bir konu üzerinde kendi başına bir fikir sahibi olmayı öğretir. Velidedeoğlu'nu destekler nitelikte Gökçe'ye göre de (1990) üniversitelerin görevi dünyaya geniş açıdan bakan, özgürlüğünü kazanmasını ve korumasını bilen insan yetiştirmektir. Üniversitenin işlevlerinin belki de en önemlisi üniversitelerin bilimsel düşünme yeteneği ve becerisine sahip bireyler yetiştirmek olmalıdır.

Barnet'e göre de (Akt. Özdemir, 2003), üniversitenin temel işlevleri arasında; araştırma yapmak, doğru ve nesnel bilgi üretmek, özgür ve demokratik bir eğitim sağlamak, kurumsal bir özerkliğe sahip olmak, akademik özgürlüğün solunduğu bir kurum olmak, tarafsız ve açık tartışma olanağı sağlayabilmek, öğrencilerin eleştirel yeteneğini geliştirmek, toplum içersinde eleştirel bir merkez oluşturmak ve öğrencilere, üniversite çalışanlarına doyumlu bir yaşam sağlayarak topluma örnek olmak bulunmaktadır.

Üniversiteler sanayi devrimi sonrası evrim sürecine girerek kapitalizmin gereksinimlerine hizmet eden kurumlara dönüşmeye başlamışlardır. Bu süreçte üniversiteler piyasanın isteklerine uyum sağlayan bir hizmet üniversitesi niteliğine bürünmüştür. Readings (1997) bu anlayışla üniversitenin yüzyıllardır yerine getirmeye çalıştığı işlevlerini tarihte bıraktığını belirtmektedir. YÖK eski başkanı Gürüz'e göre de (1999) ülkeler arasında coğrafi sınırların öneminin azaldığı, ekonomik sistemde devletçiliğin yerine serbest piyasa ekonomisinin hâkim olduğu bu dönemde üniversitenin temel işlevleri de değişime uğramıştır. Üniversiteler bilgi üretmek ve bilgi yaymak dışında piyasa koşullarına uyumlu araştırma-geliştirme (AR-GE) etkinliklerine katılarak “bilgi fabrikası” olmalıdırlar. Böylece üniversiteler ürettikleri bilgileri metalaştırmaya olanak sağlayan örgütlere dönüşmüş olmaktadırlar.

Küreselleşme süreciyle birlikte üniversitelerin bütçelerinde kısıtlamalara gidilerek üniversiteleri bir işletme anlayışına götüren ekonomik yararlılık düşüncesi üniversiteler de hâkim olmaya başlamıştır. Üniversitelerin bir işletme olarak algılanması üniversitelerden beklenen işlevleri de değiştirmiştir. Üniversiteler bilgi üretmek ve yaymak işlevlerini piyasanın koşullarına göre belirlemelidir. Üniversiteler artık piyasanın istemlerine uygun bilgi üretmeli ve üretilen bilginin yayılmasına öncülük etmelidir. Bunun sonucunda üniversiteler özel bir şirket gibi işleyen, araştırma gündemini kar-zarar hesaplarına göre belirleyen, özel ve kamu sektörlerinin istemlerine göre projeler geliştiren, bilimi geliştirmek için araştırma yapmak yerine sanayinin güncel sorunlarına çözüm üreten kurumlara dönüşmüşlerdir. Böylece “girişimci üniversite” ve “şirket üniversiteleri” gibi yeni üniversite modelleri ortaya çıkmıştır.

Üniversitelerde bilgi üretiminin piyasa normlarına göre ve piyasa için yapılanması “girişimci üniversite” kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu paradigmayla üniversitelerin, kendi kaynaklarını kendileri yaratan, piyasayla işbirliği yapan ve sürekli rekabet içinde olan “girişimci” kimlikte olması istenmektedir (Bülbül, 2006). “Girişimci üniversite” anlayışında bilginin piyasa sürecinde rekabette öne geçmeyi sağlayacak ve karlılığı artıracak bilgi üretimine öncelik verildiği görülmektedir.

Bazı büyük şirketler ise yeni üniversiteden bekledikleri işlevleri kendileri üniversite kurarak gerçekleştirmeye başlamışlardır. ABD'de 1981 yılında Motorola firmasınca kurulan üniversite şirket üniversitelerinin ilki kabul edilebilir. “Şirket üniversiteleriyle” üniversitelerin eğitim hedefleriyle şirket stratejileri uyumlaştırılmış, şirketin kendi personelini kendilerinin yetiştirmeleri olanağı sağlanmış ve üniversitelerin işletme anlayışına uygun yönetilmeleri gerçekleştirilmiştir.

Küreselleşme süreciyle birlikte yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliği de değişime uğramış veya yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevler artmıştır. Böylece yükseköğretim politikaları değişime uğramaya başlamıştır. Bu dönemde yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevler farklı alanlarda toplanmakla birlikte genellikle şu başlıklar altında değerlendirilebilir:

1. Ortaöğretim sonrası genel eğitim sağlamak,

2. Uygulamalı bilimsel araştırmalara yönelmek,

3. Toplumun insangücü gereksinimini karşılamak,

4. Güçlü bir ekonomik rekabet için, verimliliğin geliştirilmesi, kaynakların nereye yönlendirilmesi gerektiği ve araştırma sonuçlarının nasıl uygulamaya geçirilebileceği konularında hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmak,

5. Bulundukları bölge ve topluma hizmet vermek amacıyla, çeşitli meslek grupları için “sürekli eğitim” programları hazırlamak, yerel sanayi kuruluşlarına yönelik danışmanlık hizmeti sunmak ve üniversite olanaklarını çevreye açmak,

6. Piyasalara uyumlu akademik bölümler açmak,

7. Açık ve özgür düşünce üretimleriyle toplumsal gelişim merkezleri olarak çevresinin gelişimine öncülük etmektir.

Türkiye'de 1980'li yıllarla birlikte, yükseköğretim kurumlarının yukarıda sıralanan işlevleri gerçekleştirmek amacıyla sayıları artmış, bu nedenle çeşitli illerde üniversiteler kurulmuştur. Bu üniversitelerden birisi de “Giresun Üniversitesi”dir. Bu araştırmanın problemini, üniversite toplum ilişkileri bağlamında yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarının (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) yeni kurulan üniversitelerden beklenen işlevlerinin neler olduğunu saptamak oluşturmaktadır.

Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte yeni kurulan üniversitelerden (Giresun Üniversitesi Örneği) beklenen işlevlerin neler olduğunu yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarının (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) görüşlerine dayanarak saptamaktır.

Yöntem
Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırmalar, gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırmalardır (Yıldırım ve Şimşek, 2005, 39).

Nitel araştırmaların amacı araştırma nesnesine bütüncül ve derinlemesine bakmak, onu karmaşıklık içinde incelemek ve bağlamı içinde anlamaktır. Nitel araştırmalar, bağlama ve sürece, yaşanan deneyime ve yerel olana duyarlıdır (Punch, 2005, 183-228). Son yıllarda toplumsal gerçekliği daha iyi ortaya koyabilmek için izlenen ve giderek yaygınlaşan nitel araştırma yöntemlerini kullanma eğilimi bu araştırmada da benimsenmiştir.

Araştırmanın örneklem seçiminde ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemindeki temel anlayış önceden belirlenmiş bir dizi ölçütü karşılayan örneklem grubuyla çalışılmasıdır. Burada sözü edilen ölçüt veya ölçütler araştırmacı tarafından oluşturulabilir (Yıldırım ve Şimşek, 2005, 112). Örneklem grubu oluşturulurken dikkate alınan ölçütler, yükseköğretim kurumlarının dış paydaşları olmuştur (sivil toplum kuruluşları, siyasal parti il başkanları, sendika il temsilcileri ve yerel yöneticiler). Bu doğrultuda 4 sivil toplum kuruluşu temsilcisi (Ziraat Odası Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı), 4 yerel yönetici (Vali, Vali Yardımcısı, Belediye Başkanı, Milli Eğitim Müdürü), 2 Sendika Temsilcisi (Eğitim Sen, Türk Eğitim Sen) ve 3 Siyasal parti il başkanı (AKP, CHP, MHP) olmak üzere 13 kişilik örneklem grubu oluşturulmuştur.

Araştırma için görüşme formu hazırlanarak yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarıyla görüşme yapılmıştır. Görüşme formunda görüşmecilere yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte Giresun Üniversitesinden bekledikleri işlevlerle ilgili sorular yer almıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak için yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinde, araştırmacı görüşme sorularını önceden hazırlar, ancak görüşme sırasında araştırmacı görüşme yapılan kişilere esneklik sağlamak için soruların yeniden düzenlenmesine ve başka konuların tartışılmasına izin verir (Ekiz, 2003, 62).

Soru formu hazırlanıp uzman kişilerin görüşü alındıktan sonra, soruların anlaşılır olup olmadığını test edebilmek amacıyla iki sivil toplum kuruluşu temsilcisiyle ön görüşme yapılmıştır. Bu aşamadan sonra görüşmeye başlanılmıştır. Görüşme, ilgili kişilerden izin alınarak ses kayıt cihazına kaydedilmiştir.

Görüşmelerin tamamı araştırmacılar tarafından yapılmıştır. İlk görüşme 01.07.2007 tarihinde, son görüşme ise 28.07.2007 tarihinde yapılmıştır. Görüşmede, görüşmecilerin düşüncelerini açıklamalarında serbest olmaları, görüşmenin belirli bir süreyle sınırlı olmaması, anlaşılmayan soruların tekrar açıklanması sonucunda derinlemesine bilgi toplanması sağlanmıştır.

Çizelge 1'de Araştırmaya katılan görüşmecilerle ilgili bilgilere yer verilmiştir.

Araştırmanın iç geçerliğinin ve güvenirliğinin artırılabilmesi için “üye denetimi” yöntemi uygulanmıştır. Üye denetimi, hakkında araştırma yapılan ve verileri sağlayan kişilerce gerçekleştirilen denetim demektir. Bir görüşmenin yazılı hali, kaydın doğru olduğunu denetlemesi için, raporlaştırmaya geçmeden önce görüşmeciye verilir (Punch, 2005, 245). Bu doğrultuda ses kayıt cihazlarına kaydedilen görüşmeler çözülerek yazılı metin haline getirilmiş raporlaştırmadan önce görüşmecilere sunulmuştur. Görüşmecilerin onayı alındıktan sonra, veriler araştırmada kullanılmıştır.

Araştırmada görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Betimleme aşamasında, araştırmada toplanan verilerin, araştırma problemine ilişkin olarak neleri söylediği ya da hangi sonuçları ortaya koyduğu ön plana çıkmaktadır. Veriler, görüşme sürecinde kullanılan sorular ya da boyutlar dikkate alınarak da sunulabilir (Yıldırım ve Şimşek, 2005, 224).

Bulgular ve Yorumlar
Araştırmanın bu bölümünde araştırma ile elde edilen verilere ilişkin bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir.

Araştırmada görüşmecilere “Yüksek Öğretimde Yeni Bakış Açılarıyla Birlikte Yeni Kurulan Üniversitelerden (Giresun Üniversitesi Örneği) Beklenen İşlevlerle İlgili” yarı açık uçlu soru yöneltilerek yanıtlar değerlendirilmiştir. Uygulama sonunda soruya verilen yanıtlar incelenerek görüşler maddelendirilmiş her bir maddenin belirtilme sıklığı ortaya çıkarılmıştır. Çizelge 2'de görüşmecilerin cevaplarının madde ifadeleri ve belirtilme sıklığı verilmiştir.

Görüşmeciler üniversitenin esas işlevinin eğitim ve öğretim yapmak olduğunu belirtmekle birlikte, görüşmecilerin tamamına yakın bölümü illerinde kurulan üniversiteden, bölge sorunlarının çözümüne yönelik araştırmalar yapmasını, yörenin ekonomik gelişmesine katkı sağlamak için yöre sivil toplum kuruluşlarıyla (ekonomik kuruluşlar) birlikte projeler hazırlamasını ve yörenin kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümlere yer verilmesini beklemektedirler. Küreselleşmenin farklı ülkelerdeki üniversitelere etkilerini inceleyen Currie (1998) ve Slaughter (1998, Akt. Tural, 2002) üniversitelerin sanayi kesimi ile yakın ilişkilere yönlendirildiğini, çevresindeki ekonomik kuruluşlarla birlikte projeler hazırlayarak yörenin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak uygulamalı araştırmaların yürütüldüğünü gözlemlemişlerdir.

Bununla ilgili görüşmeciler:

İlimiz Giresun özgüveni yüksek kendince çıkış arayan bir il. Ancak yinede mahalli ve ulusal düzeyde Doğu Karadeniz bölgesinde ekonomik çıkmazı yaşayan bir il. İlin ekonomik açılımı yok. Ben üniversitenin ilin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyorum (1. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Milli Eğitim Müdürü).

Üniversite Giresun'un sosyolojik yapısını belirleyecek araştırmalara öncelik vermelidir. Üniversite öncelikle ilin toplumsal dokusunu çözecek sosyolojik araştırmalara yönelmelidir (3. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Ziraat Odası Başkanı).

Üniversitemiz bir bilim yuvası olarak yörenin sorunlarının çözümüne yönelik öneriler de geliştirmelidir (7. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, 8. Görüşmeci, Eğitim Sen Üyesi).

İlimizin gerek ortaöğretim gerek ilköğretimde yapılan ülke sınavlarında başarı düzeyi oldukça düşük. Üniversitemizin köklü kurumlarından olan eğitim fakültemiz bunun neden kaynaklandığını ortaya koyacak araştırmalar yapmalı (6. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali).

İlin üst düzey yöneticilerinden Vali ve Belediye Başkanı ise üniversiteden yörenin kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümlere yer verilmesini beklemektedir. Bununla ilgili görüşmeciler:

Üniversite bünyesinde kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümler açılmasına öncelik verilmelidir. İlimizde turizm alt yapısı ve yetişmiş insan gücü yok. Servis yapacak eleman yok. Pideyi önümüze koyup servis yapamıyorlar (6.Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali).

Giresun bir sanayi kenti olamaz. Giresun kültür ve turizm kenti olmak için mücadele etmeli. Üniversite bu anlamda ilimizin gelişimine katkı sağlamalı. Ben bu anlamda üniversiteye çok görev düştüğünü düşünüyorum (12. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Belediye Başkanı).

Bu bulgu üniversiteden dış paydaşların, bulundukları bölge ve topluma hizmet vermek amacıyla, çeşitli meslek grupları için “sürekli eğitim” programları hazırlayarak, yörenin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak insangücünün yetiştirilmesini ve üniversite olanaklarını çevreye açma işlevini bekledikleri şeklinde yorumlanabilir.

Görüşmecilerden yarısından fazlası, illerinde kurulan üniversitenin akademik bölüm ve fakülte açma politikasının hem bölgenin ihtiyaç duyduğu insangücünü hem de ülkenin gereksinim duyduğu nitelikli insangücünün yetiştirilmesini sağlayacak şekilde planlanmasını beklemektedir. Bununla ilgili görüşmecilerden bazıları:

Ülkenin gerçeklerinden kopmadan yerel ihtiyaçlarla birlikte ülkenin ihtiyaçlarını bütünleştirmeli (1. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Milli Eğitim Müdürü). Üniversite sadece yerel gereksinimleri değil ülkenin gereksinimlerine cevap vermesi beklenir. Sadece Giresun ilinin ihtiyaçlarına yönelirse yanlış olur (2. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali Yardımcısı).

Bu bulgu üniversite dış paydaşlarının illerinde kurulan üniversiteden, hem ülkenin hem de yörenin insangücü gereksinimini karşılama işlevini gerçekleştirmeyi istedikleri şeklinde yorumlanabilir.

Görüşmecilerin tamamına yakını, illerinde kurulan üniversitenin sürekli eğitim merkezleriyle kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına, özel işletmelere ve yetişkinlere yönelik programlar açarak yörenin insangücü kaynağını harekete geçirmesini beklemektedir. Bununla ilgili görüşmeciler:

İlimizde kamu kuruluşlarındaki personelin niteliğinin artırılması gerekmektedir. Bu nedenle üniversitemiz, personelimizin niteliğinin artırılması için hizmetiçi eğitim programları açmalıdır. Ayrıca üniversitemiz, memurların eğitilmesi ve performanslarının artırılması için programlar geliştirmelidir (6. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali).

Üniversitemiz, geniş kitlelere yönelik kitlesel eğitim veren bir üniversite olmalıdır (7. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı). Giresun Üniversitesinden beklenen en önemli işlev bence yörenin insangücü kaynağını (beyingücü) harekete geçirmesi olmalıdır (13. Görüşmeci, Siyasal Parti Temsilcisi, MHP İl Başkanı Yardımcısı).Üniversite yörenin problemlerine katkı sağlamalı, yörede bulunan küçük işletmelere danışmanlık yapmalı onlara yardımcı olmalıdır. Üniversite yörede bulunan işletmelerden işletmeler ise üniversitenin bilgi birikiminden yararlanmalıdır (11. Görüşmeci, Siyasal Parti Temsilcisi, AKP İl Başkanı Yardımcısı).

Bu bulgu üniversite dış paydaşlarının, üniversiteden bulundukları bölge ve topluma hizmet vermek amacıyla, çeşitli meslek grupları için “sürekli eğitim” programları hazırlamayı, yerel sanayi kuruluşlarına yönelik danışmanlık hizmeti sunmayı bekledikleri şeklinde yorumlanabilir.

20. yüzyılın son çeyreğiyle birlikte klasik devlet anlayışının hem söylem hem de uygulama olarak içeriği değişmeye başlamış, sosyal devletin görevleri ve rolleriyle birlikte kamu hizmeti kavramı da değişime uğramıştır. Bu süreç en büyük kamu hizmeti olan eğitim hizmetini de etkilemiştir. Küreselleşme politikaları eğitim sistemin genelini etkilediği gibi yükseköğretim sistemini de yeniden şekillendirmeye başlamıştır. Artık üniversitelerin yönetiminde neoliberal anlayış ve “şirket” yönetimi bakış açıları sıkça dile getirilir olmuştur. Devletin küçültülmesi ve eğitime ayrılan kaynakların azalmasıyla birlikte, üniversitelerin ek kaynak yaratmaya yönlendirici politikalar geliştirmeye başlaması gerektiği vurgulanmaya başlanmıştır. Böylece yükseköğretim politikaları neoliberal bakış açısıyla şekillenmeye başlamıştır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında (2001-2005), eğitimin yaygınlaştırılmasında merkezi idarenin yanı sıra mahalli idareler, gönüllü kuruluşlar ve özel sektörün katkısının sağlanacağı vurgulanmıştır (DPT, 2000, 82). Planda, yükseköğretim sisteminin bürokratik ve merkeziyetçi yapıdan arındırılarak, sistemde rekabeti geliştirici yasal düzenlemeler yapılacağı belirtilmiştir. Ayrıca finansman kaynakları geliştirilerek çeşitlendirileceği bunun için öğrencilerden alınan eğitim katkı paylarının yükseköğretimin finansmanında kaynaklardan biri haline getirileceği belirtilmiştir (DPT, 2000, 84).

Görüşmecilerden yarısından fazlası, illerinde kurulan üniversiteden mali kaynak sağlama işlevi konusunda kamu kaynakları dışında da kendi kaynaklarını yaratacak politikalar geliştirmeyi beklemektedir. Bununla ilgili görüşmeciler:

Ben üniversitenin sadece kendine kaynak yaratacak bölümler ve programlar açması taraftarı değilim fakat sanayinin istediği bilimsel araştırmalar da yapmalı hatta onlara yardım ederek onları desteklemeli. Bu konuda bir sentez oluşturmalı hem devletten kaynak almalı hem de kendine kaynak yaratacak yollar aramalı. Bunun üniversitenin özerkliğine zarar vereceğini düşünmüyorum (2. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali Yardımcısı).

Üniversiteye ihtiyacı olan kaynağı sağlamada devlet, yerel halk ve üniversitenin kendi kaynakları ortak hareket etmelidir. Sadece devletin ayıracağı kaynaklarla üniversitemiz gelişimini sağlayamaz (11. Görüşmeci, Siyasal Partiler, AKP İl Başkan Yardımcısı). Üniversite mali özgürlük açısından devlete bağımlı bir üniversite olmamalıdır (13. Görüşmeci, Siyasal Partiler, MHP İl Başkan Yardımcısı).

Bununla birlikte araştırmaya katılan görüşmecilerden bazıları üniversiteye mali kaynak sağlama işlevinin sadece devletin kaynaklarıyla sağlanması gerektiğini düşünmektedirler. Bununla ilgili görüşmeciler:

Üniversiteye sadece devlet kaynak sağlamalı bu eğitim hakkı için gerekli bir koşuldur. Piyasa eksenli değil insan eksenli bir üniversite ilimizin hem ekonomik hem de sosyal gelişiminde önemli rol oynayacaktır (8. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Eğitim Sen Temsilcisi). Devlet üniversitelere daha çok kaynak aktarmalı. Üniversite kendi kaynağını yaratmaya zorlanmamalı (9. Görüşmeci, Siyasal Partiler, CHP İl başkan Yardımcısı).

Yörenin en büyük sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden Ziraat Odası Başkanı ise yöre insanından alınacak kaynakların üniversitenin gelişimine daha çok katkı yapacağını belirtmekte fakat bu kaynakların nasıl harcanacağı konusunda üniversitenin kamusal hesap sorumluluğu olması gerektiğini düşünmektedir. Kamusal hesap sorumluluğu, Berdahl ve Mc Connell (1994, 58) tarafından, sorumlu performans için çeşitli toplumsal kesimlere yanıt verebilme olarak tanımlanmaktadır (Akt. Tural,2002, 100). Bunla ilgili görüşmeciler:

Giresun Üniversite'sinin bir Kadir has'ı veya İzzet Baysal'ı yok. Üniversitenin kaynağa çok ihtiyacı var. Bunun için mutlaka özellikle başta Ziraat odaları başta olmak üzere tarım kuruluşlarının üniversiteye çiftçi kesintilerini bir şekilde organize etmeleri lazım. 120 bin ton fındık üretiyoruz il genelinde 80 bin çiftçiden bir kilo fındık aldığımızda bu 800 ton fındık demek bugün fındığı beş binden satsak beş trilyon eder. Ama bunu uzlaşı ile yapacağız. Bunun için bazı hedefler koyacağız bunların gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol edeceğiz (3. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Ziraat Odası Başkanı).

Küreselleşme süreciyle birlikte üniversitelerin bütçelerinde kısıtlamalara gidilerek üniversiteleri bir işletme anlayışına götüren ekonomik yararlılık düşüncesi üniversiteler de hâkim olmaya başlamıştır. Üniversitelerin bir işletme olarak algılanması üniversitelerden beklenen işlevleri de değiştirmiştir. Bu süreçle birlikte bazı kesimler tarafından üniversitelerin artık piyasanın istemlerine uygun bilgi üretimi ve üretilen bilginin yayılmasına öncülük etmesi gereği vurgulanmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda üniversiteler özel bir şirket gibi işleyen, araştırma gündemini kar-zarar hesaplarına göre belirleyen, özel ve kamu sektörlerinin istemlerine göre projeler geliştiren, bilimi geliştirmek için araştırma yapmak yerine sanayinin güncel sorunlarına çözüm üreten kurumlara dönüşmeye başlamıştır. Böylece “girişimci üniversite” ve “şirket üniversiteleri” gibi yeni üniversite modelleri ortaya çıkmıştır. Üniversitelerin iş çevreleri ve sanayi ile ilişkiler kurmasının ve işbirliğini teşvik eden düşüncelerin alanyazında çok sık vurgulanmasıyla birlikte, üniversite özerkliğinin aşınmasından kaygı duyulmaya başlanmıştır.

Kamu hizmetlerinin karşılıksız olduğu anlayışının terk edilerek, hizmetten yararlananlardan, bu yarar karşılığı bir bedel alınması düşüncesi Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın (1996-2000) dayandığı temel ilkelerden birisi haline getirilmiştir (DPT, 1996, 20).

Araştırmaya katılan görüşmecilerin yarısından fazlası, üniversitemizde piyasanın ihtiyaçlarına uyumlu akademik bölümler olması gerekliliğini, araştırmaya katılan görüşmecilerin yarısı ise, illerinde kurulan üniversitelerinin sahip olduğu her türlü tesis, teçhizat, bilgi birikimi ve insangücünü girişimci bir zihniyetle değerlendiren, ek kaynak yaratan girişimci bir üniversite olması gerektiğini görüşmeler sırasında vurgulamıştır. Görüşmeciler üniversite-sanayi işbirliği ile ilgili olarak ise:

Üniversite sanayinin istediği bilimsel araştırmaları da yapmalı hatta onlara yardım ederek onları desteklemeli (6. Görüşmeci, Yerel Yönetici, Vali). Araştırma merkezleri kurulmalı, araştırma merkezleri piyasa uyumlu araştırmalar geliştirmeli. Ben bunun üniversitenin özerliğine müdahale olarak görmüyorum (5.Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı).

Üniversite sanayi işbirliği kurulmalı. Örneğin üniversite fındıkla ilgili araştırmalar yapmalı (10. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Türk Eğitim Sen Üyesi). Üniversite sanayi işbirliğinin kesinlikle kurulması lazım. TOBB gibi sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte onların görüşleri doğrultusunda projeler geliştirilmelidir (13. Görüşmeci, Siyasal Partiler, MHP İl Başkan Yardımcısı).

Küreselleşme süreci kamu yönetimi anlayışında değişime yol açarak “yönetişim” ilkesini ön plana çıkarmıştır. Yönetişim, küreselleşme sürecini hızlandırmak üzere uygulanmakta olan liberal politikaların kamu ve eğitim yönetiminde uygulanmasıdır. Yönetişim ile kamu hizmeti sunan örgütler özel sektör kuruluşlarının yönetimine ve denetimine açılmakta, bunun sonucunda kamu hizmeti veren örgütler ekonomik bir işletmeye dönüştürülmektedir. Bununla ilgili olarak görüşmeciler:

Biz üniversitenin yönetiminde yer almak isteriz. Böylece üniversiteler halk ile bütünleşmiş olur. Üniversitelerde görev alan hocalar piyasa kurallarını ve işlevlerini bilmezler. Biz bunu onlara öğretebiliriz (5. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı).

Üniversite yönetimi sivil toplum kuruluşları ve özellikle sendikalarla ortak çalışmalar yapmalıdır. Biz üniversite yönetiminde söz sahibi olmak istiyoruz. Yönetim bize danışmalı çünkü bizim üyelerimizin özlük, çalışma ve kültürel haklarıyla ilgili yönetimle ortak hareket etmeliyiz. Üniversite yönetimi katılımcı bir yönetim anlayışını benimsemeli (10. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Türk Eğitim Sen Temsilcisi).

Bu bulgu sivil toplum kuruluşlarının kendi varlıklarının gereği olan amaçlarını daha rahat gerçekleştirmek için üniversite yönetimlerinde söz sahibi olmak istedikleri şeklinde yorumlanabilir.

Araştırmaya katılan görüşmeciler üniversiteyi ve işlevlerini nasıl algıladıkları konusunda farklı söylemlerde bulunmuşlardır. Bu söylem, toplumda genel kabul görmüş olan “etkinlik”, “kalite”, “performans”, “esneklik”, “şeffaflık”, “hesapverebilirlik”, “katılım”, “yerellik”, “hoşgörü”, “uzlaşma”, “paydaşlık”, “ortaklık” ve “demokrasi” kavramlarıyla açıklanmıştır. Araştırma sürecinde görüşmecilerin kullandıkları söylem üniversite üzerinden bir mücadele alanı yaratıldığını göstermektedir. Ball'e göre de (1992, 16), “kullanılan dil” mücadele sürecinde anlam kazanmaktadır. Anlam, sözcüğün veya kullanılan dilin gücünden çok mücadele süreci sonucu elde edilen kazanım durumuna göre önem kazanmakta veya kaybetmektedir. Bunla ilgi görüşmecilerin farklı düşünceleri bulunmaktadır.

Ben üniversiteyi diğer esnaflar gibi bir kar amaçlı bir kurum olarak görmüyorum. Burada insanlar üniversitenin açılmasıyla daha çok öğrenciye hizmet edileceğini daha çok ekmek satılacağını, daha çok ticaret hacminin artacağını düşünüyorlar. Bu bence yanlış, öğrencileri ve üniversite personelini müşteri olarak görmemek lazım. Üniversite ili kucaklamalıdır. Üniversite ve üniversite personeli ilin kültürel alanda ve yaşam şeklinin biçimlenmesinde lokomotif olmalıdır. Üniversite de çalışan öğretim üyesinin oturduğu apartman bile bir kampus olarak görülmelidir. Üniversite çalışanı oradaki yaşam şekli ve davranışlarıyla üniversite kültürünü oraya taşımalıdır. Üniversiteyi kesinlikle bu şehre hayat veren bir su deposu olarak görmek lazım hatta Aksu'da ki su pompalarının bir tanesinin üstüne Giresun Üniversitesi yazmalıyız (3. Görüşmeci, Sivil toplum Kuruluşu, Ziraat Odası Başkanı).

Üniversite bir ticarethane ya da bir fabrika olarak görülmemelidir. Üniversite çevresini aydınlatacak topluma örnek olacak bir yapıda şekillenmelidir (7. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı).

Başka bir sivil toplum kuruluşu olan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ise üniversiteyi ve bileşenlerini farklı algılamaktadır. Görüşmeci:

Biz olaylara ekonomik olarak bakarız. Biz Giresun'da dolaşan öğrencileri, Giresun'da dolaşan paralar olarak görürüz. Bunun için önceliğimiz öğrenci sayısını artırmak olmalıdır. Öğrenci sayısını sekiz binden on iki bine çıkartmak gerekmektedir. Öğrencilerin müşteri olarak görülmesini az gelişmiş illerdeki üniversiteler için o gözle bakılmasını normal olarak görüyorum. Önce ilin ekonomik düzeyini artırmalısınız sonra kültürel yapının gelişimi gelir. Öğretim üyesi sayısını artırmalıyız. Üniversite ilin ekonomik gelişimine katkı sağlamalı. Giresun halkı Giresun Üniversitesine yardımcı olmalı (5. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı).

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve Eğitim Sen temsilcisi ise kendi amaçlarını gerçekleştirmeye yardımcı olacak ve bu işlevleri gerçekleştirecek bir üniversite beklentisindedirler.

Giresun Üniversitesi Anayasanın 2. maddesinde yer alan Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrenci yetiştiren ve bu ifadelere uygun olarak toplumu eğiten bir üniversite olmalıdır (4. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı).

Üniversiteler özgür bilimsel araştırmaların yapıldığı yerlerdir. Özgür düşünce ortamının oluşturulduğu merkezlerdir. Öncelikle üniversitede ve öğretim elemanları arasında bu kültürün oluşturulması önemlidir. Üniversite ortamında kurulacak bu ortam çevreye de yansımalı böylece özgür bir ortamın oluşturulması özgür düşünce ikliminin yayılması üniversite aracılığıyla daha kolay olacaktır (8. Görüşmeci, Sivil Toplum Kuruluşu, Eğitim Sen Temsilcisi).

Bu bulgu araştırmaya katılan görüşmecilerin kendi varlıklarının gereği olan amaçlarını gerçekleştirmede yardımcı olacak bir üniversite beklentisi içersinde oldukları şeklinde yorumlanabilir. Üniversiteyi, Ticaret ve Sanayi Odası ekonomik bir işletme, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrenci yetiştiren öğretim merkezi, Sendikalar ise özgür düşünce ortamının oluşturulduğu ve yayıldığı merkezler olarak tanımlamaktadırlar.

Sonuçlar ve Öneriler
Yükseköğretim kuruluşlarını ve yükseköğretim politikalarının doğrudan etkileyen gelişmelerden birisi de belki de en önemlisi küreselleşme olmuştur. 1980'li yıllar neo-liberal politikaların oluştuğu ve eğitimin özelleştirilmesi çalışmalarıyla sosyal devlet modeli ilkelerinden vazgeçilmeye başlandığı yıllar olmuştur. Küreselleşme denen bu çağda üniversiteler bilgi ticareti yapan kurumlar olarak şekillenmeye başlamışlardır (Başkaya, 1990, 63).

Dünyada küreselleşme politikaları sonucu üniversiteler, hangi derslerin okutulacağını, hangi araştırmaların destekleneceğini, hangi öğrenci profiline hizmet verileceğini belirleyen bir pazar haline dönüşmüştür (Lee, 2002,165). Küreselleşme süreciyle birlikte yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliği de değişime uğramış veya yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevler artmıştır. Böylece yükseköğretim politikaları yeni bakış açılarıyla birlikte şekillenmeye başlamıştır.

Yeni yükseköğretim bakış açısıyla üniversiteden beklenen işlevleri ortaya koymaya çalışan bu araştırmada görüşmecilerin tamamına yakın bölümü illerinde kurulan üniversiteden, bölge sorunlarının çözümüne yönelik araştırmalar yapmasını, yörenin ekonomik gelişmesine katkı sağlamak için yöre sivil toplum kuruluşlarıyla (ekonomik kuruluşlar) birlikte projeler hazırlamasını ve yörenin kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümlere yer verilmesini beklemektedirler.

Görüşmecilerden yarısından fazlası, illerinde kurulan üniversitenin akademik bölüm ve fakülte açma politikasının hem bölgenin ihtiyaç duyduğu insangücünü hem de ülkenin gereksinim duyduğu nitelikli insangücünün yetiştirilmesini sağlayacak şekilde planlanmasını beklemektedir.

Araştırmaya katılan katılımcıların tamamına yakın bölümü, üniversiteden bulundukları bölge ve topluma hizmet vermek amacıyla, çeşitli meslek grupları için “sürekli eğitim” programları hazırlamayı, yerel sanayi kuruluşlarına yönelik danışmanlık hizmeti sunmayı beklemektedir.

Görüşmecilerden yarısından fazlası, illerinde kurulan üniversiteden mali kaynak sağlama işlevi konusunda kamu kaynakları dışında da kendi kaynaklarını yaratacak politikalar geliştirmeyi beklemektedir. Ayrıca görüşmeciler üniversitenin kamusal hesap verme sorumluluğu olduğunu belirtmişlerdir.

Araştırmaya katılan görüşmecilerin yarısından fazlası, üniversitemizde piyasanın ihtiyaçlarına uyumlu akademik bölümler olması gerekliliğini, araştırmaya katılan görüşmecilerin yarısı ise, illerinde kurulan üniversitelerinin sahip olduğu her türlü tesis, teçhizat, bilgi birikimi ve insangücünü girişimci bir zihniyetle değerlendiren, ek kaynak yaratan girişimci bir üniversite olması gerektiğini görüşmeler sırasında vurgulamıştır.

Araştırmaya katılan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, üniversite yönetimlerinde söz sahibi olmak istediklerini belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan görüşmecilerin kendi varlıklarının gereği olan amaçlarını gerçekleştirmede yardımcı olacak bir üniversite beklentisi içersinde oldukları görüşmeler sırasında ortaya çıkmıştır. Üniversiteyi, Ticaret ve Sanayi Odası başkanı ekonomik bir işletme, Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı, Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrenci yetiştiren öğretim merkezi, Sendika temsilcisi ise özgür düşünce ortamının oluşturulduğu ve yayıldığı merkezler olarak tanımlamaktadırlar.

Küreselleşme süreciyle birlikte yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin yönü ve çeşitliliği de değişime uğramış veya yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevler artmıştır. Böylece yükseköğretim politikaları yeni bakış açılarıyla birlikte şekillenmeye başlamıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların bu söylemlerden etkilendiği ve bu süreç doğrultusunda yükseköğretim kurumlarından beklenen işlevlerin şekillendiği görüşmeler sonucunda belirlenmiştir.

Araştırmada yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte yeni kurulan üniversitelerden (Giresun Üniversitesi Örneği) beklenen işlevlerin neler olduğunu yükseköğretim kurumlarının dış paydaşlarının (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) görüşlerine dayanarak saptamak amaçlanmıştır. Yeni araştırma yapacak araştırmacılara, yükseköğretimde yeni bakış açılarıyla birlikte yeni kurulan üniversitelerden (Giresun Üniversitesi Örneği) beklenen işlevlerin neler olduğu iç paydaşların katılımı da gerçekleştirilerek ortaya konulması önerilebilir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR
Ball, S. J. (1992). Politics and Policy Making in Education. London: Routledge.

Bülbül, T. (2006). Üniversite Öğretim Elemanı Ücretlerinin Akademik Yaşama Yansımalarının Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi. Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Devlet Planlama Teşkilatı (1996). Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000). Ankara: DPT Yayınları.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT). (2000). Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: (2001-2005). Ankara: DPT Yayınları.

Ekiz, D. (2003). Eğitimde Araştırma Yöntem ve Metotlarına Giriş: Nitel, Nicel ve Eleştirel Kuram Metodolojileri. Ankara: Anı Yayıncılık.

Gökçe, B. (1990). Türkiye Koşullarında Yeni Bir Üniversite Nasıl Kurulmalı. Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözüm Önerileri. İstanbul: Cem Yayınevi.

Gürüz, K. (1999). Türk Yükseköğretim Sistemi. Ankara: Yükseköğretim Kurulu Yayınları.

Hirsh, E. (1998). Dünya Üniversiteleri ve Türkiye'de Üniversitelerin Gelişmesi. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları No. 211.

Punch, K. F. (2005). Sosyal Araştırmalara Giriş. Nicel ve Nitel Yaklaşımlar. (Çeviri: Zeliha Etöz). Ankara: Siyasal Kitapevi Yayınları.

Readings, B. (1997). Dwelling in the Ruins. Published in University of Toronto Quartely, 66. http: www. utpjournals. com

Tural, N.(2002). Küreselleşmenin Üniversite Üzerine Etkileri: Çeşitli Ülkelerden Örnekler. Eğitim Araştırmaları Dergisi. Sayı:6. 99-120.

Özdemir, Ç. Ve diğerleri (2003). Gazi Üniversitesi Öğretim Elemanları Profili. Ankara: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Basımevi.

Velidedeoğlu, H. V. (1990). Gerçek Üniversite ve Medrese. Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözüm Önerileri. İstanbul: Cem Yayınevi.

Yenal, O. (1999). Ulusların Zenginliği ve Uygarlığı: Eğitim Boyutu. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Yıldırım, A. Ve Şimşek, H. (2005). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınları.

  • Başa Dön
  • Giriş
  • [ Başa Dön ] [ PDF ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
    [ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


    tarafından geliştirilmiştir