[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]
 Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi
Haziran 2003, Cilt 3, Sayı 2, Sayfa(lar) 02
[ PDF ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin Sorunları -3-
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova Üniversitesi
 
Mart 2003 sayısında işlenen Bilgi Çağında Türkiye Üniversitelerinin Sorunları-2 altında işlenen konuların devamı niteliğindeki bölümde üniversitelerdeki verimliliği sorunu işlenmiştir. Aşağıda sıralanan diğer sorunlar ileriki sayılarda işlenecektir.

9. Bilgiye Erişim Sorunu
Üniversitelerin temel tüketim gıdası olan kütüphane hizmetleri gelişmiş ülkelerin çok gerisinde bulunmaktadır. Bazı üniversite kütüphanelerine son on yılda kaynak yetersizliği nedeniyle hiç bir kitabın alınmadığı söylenmektedir. Bilgi çağının gereği olan İnternet kullanımı halen gazetelerin okunduğu oyunların oynandığı bir ortam olmaktan öteye geçememiştir. Süreli yayınlar ve bir takım kitaplar bugün on-line üzerinde olup, yüksek paralarla abone olunmaktadır. Ne yazık ki bazı yöneticiler, paraların buralara harcanması yerine bir bina daha yaparım ve iş yapmış adam olarak anılırım anlayışıyla kütüphanelere aktarılan parayı kayıp para olarak görmektedir. Kişilerin bireysel olarak kitap ve kaynak temini artık aylık bütçenin üzerinde olması nedeniyle mutlaka kamu kaynaklarından karşılanmalıdır. Araştırıcıların zaman kazanması ve bilimsel kaynağını elinin altında bulundurmalıdır. Kısacası üniversite demek bina demek değildir, bu iyi anlaşılmalıdır.

10. İletişim ve Haberleşme Sorunu
Bugün üniversitelerin ve öğretim üyelerinin en önemli sorunlarından birisi de çeşitli kurum ve kişilerle iletişim kurmadaki zorluklardır. İletişimin yön verdiği çağımızda üniversiteler iletişim araçlarından yoksundur. Fakültelerin ve Bölümlerin maddi sıkıntıları nedeniyle telefon, mektup ve yazışmalar bugün tamamen öğretim üyelerinin kendi olanakları ile sağlanmaktadır (maaşlarının yaklaşık 1/10 kadarı bu şekilde harcanmaktadır). Yurtdışı yayın yapan öğretim üyelerinin makaleleri zaman zaman değişik ülkelerdeki meslektaşları tarafından refere edilmek üzere talep edilmektedir. Makalenin yeniden çoğaltılması, postalanması yine kurumun maddi yetersizliği nedeniyle sağlanamamaktadır. Bu tür maddi yetersizlikler hem öğretim üyesinin hem de dolayısıyla ülkesinin bilimsel başarısını kısıtlamakta, ilgisizlik ve güvensizliği doğurmaktadır. Bir ülkenin ve üniversitenin dışarıdaki ölçüsü olacak posta masrafı belki yeni ilişkiler ve olanakların doğmasını sağlayacaklardır. Gelişmiş ülkelerde ilgili bürolar yayınları çoğaltır ve istenilen adrese postalar. Yurt içi telefon konuşmaları ücretsiz sağlanmaktadır. Bu konuda harcama yapmayan öğretim üyesinin bilimsel faaliyetlerini rahat yapması ve geliştirmesi beklenemez. Araştırma yapmak, yayın yapmak, bilimsel bir buluşa imza atmak adeta araştırıcının bir hobisi gibi görülmektedir.

11. Üniversitelerin Yayın ve Kalitesi Sorunu
Son yıllarda üniversitelerin yayın sayısının arttığı bir gerçektir fakat bu artış tamamen ülkenin bilim politikası ve alt yapı iyileştirilmesinin bir sonucu olarak değil, daha çok akademik aşamada istenilen zorunluluk, TÜBİTAK teşviki (az da olsa maddi destek) ve yurtdışında doktora eğitimi yapıp yeni dönen genç araştırıcıların geçmişten getirdikleri birikim sonucudur. Türkiye’nin bilimsel aktivitesini yükselten bu artış istekli ve sürekliliği olan bir durum arz etmiyor gibi geliyor bana. İsmini hatırlayamadığım bir TÜBİTAK araştırma verisine göre, profesörlük mertebesine geçen bir çok hocanın çoğunlukla yayın faaliyetinde bulunmadığı ve bulunduysa da hatır gönül vesilesiyle arka planda isminin yazılmasından öteye geçemediğini göstermektedir. Tabii öğretim üyeliği geçim kapısı olmaktan çıkarılıp bir yaşam biçimine dönüştürülmediği için bir çok kişi ‘sleep on your problem’ yerine loto, toto ve borsa hesabı yapmakla meşgul. Kimi de bu kadar paraya bu kadar iş çok deyip protestosunu çekerken kimi de üniversite dışında görünmez tarafından ek iş yaparak geçimini sağlamaktadır. Gelişmiş ülkelerde yayın yapmak öğretim üyesinin yıllık faaliyeti olarak düzenli şekilde izlenir ve öğretim üyesinin siciline başarı olarak işlenir. Birimin araştırma stratejisinin başarısı ve sonucu olarak yeni bulgular yayın yolu ile veya sempozyum ve kongrelerde anlatılarak duyurulur ve paylaşılır. Tabii, araştırıcının toplantıya katılması teşvik edilir ve desteklenir. Ülkemizde halen bir çok üniversite makamını işgal eden kişilerin ciddi bir yayını olmadığı gibi hiç bir kongre ve sempozyuma da katılmadığı söyleniyor ve biliniyor. Bu da bir başka sorun.

Üniversitelerin kalite sorunu bir bütün içerisinde lisans ve yüksek lisansa mezuniyeti ve mezunlarının dışarıda aranılan elaman olması yanında araştırmalarının yurt içinde ve dışında değişik kesimlerce izleniyor olmalarına bağlı olup yazının bütünü içerisinde değişik bölümlerde işlenmektedir.

Üniversitelerdeki kalite sorunu üniversitenin akademik atama çıtası ile eşdeğer görülmektedir. Son yılarda YÖK’ün talebi ile üniversitelerde yavaş yavaş ilkeler oluşmaya başlandı. Yakın geçmişe kadar birkaç üniversite dışında atamalar genellikle yönetimler tarafından birazda içeriye dönük mesajlarla çözülmeye çalışılmakta idi. Akademik çıtanın yükseltilmesi ile bir nebze bilgi yükü olan biraz yorulmuş kişilerin atanması sağlanamaya çalışılıyor, eğer kişi güçlü bir hocanın arkasına sığınarak yayın yapmadıysa.

Yüksek lisans ve Doktora tezlerindeki kalite unsuru yine akademisyenin kalitesine göre düştüğü görülmektedir. Son yıllardaki bazı Yüksek Lisans tezleri rapor bile olamayacak düzeydedir. Doktoraların bir kısmı yine gerilerde kalmış ve başkalarının tekrardan öteye geçemeyen ve bilgi toplumuna katkıda bulunmayacak düzeydedirler.

12. Kongrelere ve Sempozyumlara Katılma ve Bunları Düzenleme Sorunu
Bilginin karşılıklı olarak paylaşıldığı ortamlar olarak bilinen kongre ve sempozyumlar gelişmiş toplumların sık sık düzenlediği organizasyonlardandır. İletişim çağında en etkin işetişimin bire-bir görüşme olarak kabul edildiği günümüzde araştırıcıların meslektaşları ile sorunları tartışma, bilgilenme ve işbirliğinin geliştirildiği toplantılar bir zorunluluk arz etmektedir. Bu şekilde gerçekleşen toplantılara katılım ve bu toplantıları düzenleme maalesef ülkemizde minimum düzeyde gerçekleşmektedir. Yurtiçinde düzenlenen kongre ve kurslara bu konuda üniversitelerin ve bilim kuruluşlarının ödenekleri bulunmadığı gibi, böyle bir politikaları da bulunmamaktadır. Bütün yetkili organların kongrelerde kayıt ücreti, konaklama ve ulaşım masraflarının ne kadar olduğunu bildikleri halde bütçelerine sınırlı miktarda para ayırmaktadırlar. Yalnızca yurtdışına gideceklerin sınırlı sayıda ve çok sınırlı miktarda bir yardım yapılmaktadır, çoğu zamanda bu yardım kişiye göre yapılmaktadır. Söz konusu maddi imkan, gereksinimin çok altında olduğu için çoğu kişi kendi olanaklarını da kullansa gerçekleştiremeyeceği için katılamamaktadır. Kongre ve Sempozyumlar katılım maliyeti hiç bir şekilde karşılanmamaktadır. Açıkçası bu tür toplantılara akademik aşama yapmak için yayına ihtiyaç duyan genç araştırıcılar daha çok ilgi duymaktadırlar. Onlarda hedefe ulaştıktan sonra bir daha katılım yapmamaktadırlar. Ülkenin bilimsel tartışma düzeyinin yükseltilmesi için daha çok bilimsel toplantıya katılım ve düzelemeye mutlaka gereksinim duyulmaktadır.

13. Üniversitelerin Yabancı Dil Sorunu
Bugüne kadar yabancı dil eğitimi konusunda uygulanan yöntemler pek başarılı olmamıştır. Dil öğretiminde başarının artırılması, acil araştırılması gereken konuların başında gelmektedir.

Yabancı dil sorunu çok ciddi olarak Üniversitelerin akademik yaşamını devamını tehdit etmektedir. Bir çok yüksek lisans ve Doktora öğrencisi dil barajına takıldığı için akademik aşama yapamamaktadır. Bunun sonucu olarak Yüksek lisans ve Doktora öğrencilerinin sayısında ciddi bir erozyon yaşanmaktadır. Ayrıca lisans öğrencileri dil bilmedikleri için yabancı kaynaklardan yaralanamamakta ve çağın gereği olan bilgi toplumunda bilgiye ulaşamamaktadırlar. Bugün artık günlük hayatta herkesin başvurduğu ve lüks olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelen İnternet kullanımı mutlak surette İngilizce bilmeyi gerektirmektedir. Söz konusu dili bilmeyen öğrenciler hızla değişen üniversite eğitimini takip edememektedirler. Çağı yakalama iddiasında olan her toplumun üniversite mezunu artık dil bilmek zorundadır. Yerleşik üniversitelerin büyük çoğunluğu üniversitenin ilk yılında bir yıl zorunlu ön hazırlık öğretimi yaptırmaktadırlar ki bu bir çok yönden önemlidir. Bunlar; 1. Kişi ilk yılda üniversiteyi tanımakta, adaptasyon sorunu kalkmaktadır. 2. Dil öğrenimi bu aşamada biraz daha kolay olmaktadır. 3. Dil bilgisi olan öğrencinin yıl içi ödevlerinin ve seminerlerinin hazırlanmasında daha başarılı olmaktadır. 4. Artık üniversite mezunu bir kişinin dil bilmeden ileride kendini geliştirmesi mümkün olmayacağı mutlaka bilinmelidir. Üniversiteler orta öğretimde dil sorunu çözümlenene dek kendileri için hayatî önem taşıyan dil sorununun ön hazırlıkla tamamlamak zorundadırlar. Bundan başka öğrenim süresince kişinin kütüphane alışkanlığı kazandırılarak yabancı yayınlardan yaralanması ödev, ve tez hazırlıkları için kaynak araştırmaya yönlendirilerek dil sorunu zaman içerisinde çözümlenmelidir.

Dil sorunu yalnızca lisans öğrencilerinin sorunu değil, aynı zamanda öğretim üyelerinin de ciddi bir sorunudur. Dil konusunda hiçbir sorunu olmaması gereken üniversiteli akademisyenler ciddi anlamda yabancı dil bilgisinden yoksun görülmektedirler. Özellikle uluslar arası kongrelerde ve yapılan bilimsel makalelerde akademisyenlerin çok zor durumda oldukları görülmektedir. Maalesef bir çok akademik aşamam yapmış, çok sayıda yabancı makalede ismi olmasına rağmen, yabancı dilin Y’ sini bile bilmeyen çok sayıda araştırıcı bulunmaktadır. Bir çoğu şu veya bu şekilde dil sınavını aşarak bir yerlere kolayca gelirken, gerçekten yetenekli olup ta dil sınavını aşamadığı için üniversiteden ayrılmak zorunda kalanlarda bulunmaktadır.

Bir çok öğretim üyesi, özellikle de akademik aşama yapmak üzere olanlar, dil problemi ile boğuşturulmaktadır. Bir çok yönden incelenmesi gereken dil sorunu bir çok kişi için bilimsel düşünme bir yana artık bir kişilik ve psikolojik sorun olarak ön plana çıkmaktadır. Akranları akademik aşama yaparken kendisinin bir tek dil sorunu ile baş başa kalmış olması kişiyi ciddî anlamda bocalatmaktadır. Bazı öğretim üyelerinin kendi olanaklarını kullanarak 6 aylığına yurt dışına dil kurslarına gittiklerini, biliyoruz. Orta öğretimde dil öğretilmemiş, Üniversitede hiç ilgilenilmemiş, fakat kişi başarılı olduğu için araştırma görevlisi olarak girdikten sonra yabancı dilin gerekliliği gerçeği özelliklede İngilizce ile karşılaşmaktadır. Bilgi toplumunda bilimsel anlamda gelişmeleri izlemek ve onları keşfetmek bir tarafa, artık internetin yaygınlaştığı günümüzde İngilizce’nin zorunluluğu bir gerçek ancak 30 yaşından sonrada dil öğrenmek biraz daha zor olsa gerektir.

Ülkemizdeki bir çok üniversitede, başta plansız açılan fakülteler, yetersiz eğitim sonucu mezunların mesleğini ve kendilerini yeterince ifade edememeleri, yabancı dil bilmemeleri gibi bir çok temel nedenden dolayı kamuda ve özel sektörde iş bulamaması neden olmuştur.

2. Hacettepe örneğinde olduğu gibi, Üniversiteler birinci sınıfı zorunlu veya seçmeli İngilizce hazırlık okuması sağlanmalıdır. Öğretim üyesi kadrolarının hızla zayıfladığı dikkate alınarak bugünden önlem alınması bir zorunluluk. Bu bağlamda bugünden uluslar-arası düzeyde eğitim süresince bilgiyi ulaşmasını bilen bu konuda eğimli kadroların oluşturulması zorunluluğu. Mezunların uluslar arası şirketlerde kendilerini ifade edememeleri başta yabancı dili bilmemelerine bağlanmaktadır. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, bilim dilinin İngilizce değil matematik olduğunu belirtiyor ( Bilim ve Ütopya, 2001 Şubat, sayı 80).

AB içerisinde işlevliği olan Sokrates ve Leonardo da Vinci programı üniversite gençliği için son derece önemli ve bunun ülkemiz gençliği için gerçekleşmesi başta yabancı dil bilgisine dayanıyor.

Uzun zamandır üniversitelerde yabancı dili özelliklede İngilizce eğitimi tartışılıyor. Tartışmanın temeli biraz ulusal değerlerin korunmasına dayandırıldığı içinde orda dünya görüşleri ve milliyetçi duygular ön plana çıkmaktadır. Artık 2000’li yılarda kimilerine göre küresel kimilerine göre bilgi toplumunda ortak değerler kavramı en fazla kendisini ortak dil üzerine yoğunlaştırmaktadır. Tabii olayın temelleri emperyalist emellere dayanan olgu önce İngilizlerin dünyayı kendi işgal alanı olarak görmesi sonrada geçen yüz yılda da ABD dünyayı ekonomik güç ve askeri gücünün üstünlüğü sonucu dünyayı istediği doğrultuda yönlendirmesi tabii beraberinde dilinin kullanılması neredeyse zorunlu oldu. Tarih bilgisine baktığımızda geçen yüz yılda bir taraftan değişik Amerikan Üniversiteleri dünyada kurulurken, İngilizce okullar, kolejler, işe girerken İngilizce bilme ve nihayet üniversitelerde bir yabancı dilme zorunluluğu gibi düşük düzeydeki dayatmalar nihayet İngilizce bilmeyen adamdan sayılmaz oldu. Tabii bu arada dünyada bilim ve teknoloji sonucu gelişen hızlı dolaşım hızı ve telekomünikasyon sonucu küçülen dünyada ortak dil konusundaki Esparantum dil önerisi başta Amerika, İngiltere ve diğer İngilizce konuşan ülkeler karşı çıkarak ortak dil yerine Dünyanın askeri ve ekonomik hakimi olan Amerika ve İngiltere'nin dillerinin öğretilmesi ön plana çıktı. Tabiri caiz ise adamlar suyun başına oturmuşlar. Sahip oldukları güçle dillerini ve kültürlerini de dünya dayatarak benimsetmektedirler. Artık yaratılan dünyada nerdeyse en bilinçlisinden en bilinçsizine kadar hepimiz amerikan bayraklı markalar, amerikan aksanı ile tarzanca İngilizce vs..

Özet olarak her araştırıcı bilgi çağının zorlaması nedeniyle İngilizce bilmek zorunda ancak kendi ülkesinde kendi diline yabancı olmamalı. Kendi dilini kendi evinde konuşabilmeli. Yani yabancı hayranlığından kurtulması gerekir.

Önümüzdeki sayılarda aşağıdaki sıraladığım sorunları irdeleyeceğim.

14. Nitelikli Öğrenci Bulma Sorunu
15. Yüksek lisans, Doktora Eğitimi ve Sorunları
16. Üniversite Öğretim Üyelisi Sağlama Sorunu

[ Başa Dön ] [ PDF ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ] [ Yorumlar ]
[ Yazım Kuralları | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Ana Sayfa | E-Posta ]


tarafından geliştirilmiştir